Yükleniyor

Antifosfolipid Sendromu Nedir? Türleri Nelerdir?

İlgili Tıbbi Birimler

Antifosfolipid sendromu, bağışıklık sisteminin fosfolipidlere karşı antikor üretmesi sonucunda damar içerisinde pıhtı oluşmasına neden olan otoimmün bir hastalıktır. Sendrom nedeniyle kişilerin damarlarında kan pıhtılaşma riski, sağlıklı bireylere kıyasla çok daha yüksektir. Antifosfolipid antikor sendromu, bazı kişilerde farklı otoimmün hastalıklar ile birlikte ortaya çıkabilir.

İçindekiler

Antifosfolipid Antikorları Nedir?

Antifosfolipid antikorları, bağışıklık sisteminin bir hata nedeni ile vücutta bulunan bazı fosfolipid türlerine ve fosfolipidler ile bağlantılı olan proteinlere karşı ürettiği otoantikorlar olarak tanımlanır. Bu antikorlar, normal şartlarda vücuda giren yabancı maddelere karşı bağışıklık sistemini korumak amacıyla üretilir. Fakat oluşan hatalar nedeni ile vücutta bulunan fosfolpidlere karşı kullanılır.

Antifosfolipid Sendromu Türleri Nelerdir?

Antifosfolipid sendromu, hastalığın ortaya çıkma şekline ve hastalıkta görülen semptomlara göre farklı türlere ayrılır. Bazı türler daha yaygın görülürken hastalığın bazı türleri ise nadiren ortaya çıkar. Antifosfolipid sendromun türleri şöyledir;

Primer antifosfolipid sendromu 

Bu sendrom türünde genellikle hastada farklı otoimmün hastalıklar görülmez. Bağışıklık sistemini etkileyen farklı hastalıklar söz konusu değildir. Genellikle kişilerde pıhtı oluşumu görülür ve gebelik sürecinde bazı komplikasyonlar meydana gelir. Primer tür, erken doğum gibi problemlere yol açabilir.

Sekonder antifosfolipid sendromu

Sekonder antifosfolipid sendromu, farklı otoimmün hastalıklar ile birlikte ortaya çıkar. Genellikle kişinin bağışıklık sistemine zarar veren farklı bir sağlık problemi bu sendroma eşlik eder. Özellikle lupus hastalığı ile sekonder antifosfolipid sendromunun aynı anda görüldüğü bilinir.

Katastrofik antifosfolipid sendromu (CAPS)

Katastrofik antifosfolipid sendromu yani CAPS, en nadir görülen türdür. Fakat oldukça tehlikeli olarak değerlendirilir. Vücuttaki birçok farklı organda damar tıkanıklığına neden olabilir. Hastalık hızlı bir şekilde ilerler ve bu nedenle de acil müdahale gereklidir. Düzenli takip ile hastalığın ilerleyişi incelenmelidir.

Seronegatif antifosfolipid sendromu kavramı

Seronegatif türde antifosfolipid sendromuna dair klinik bulgulara rastlanır. Fakat hastaya uygulanan testlerde, antifosfolipid antikorları görülmez. Bu durum ise hastalığın tanı sürecini zorlaştırır. Kişide belirtiler görülür fakat testler negatif sonuç verir. Bu durumda hastanın tıbbi geçmişi ve görülen belirtiler, multidisipliner yaklaşım ile değerlendirilir.

Antifosfolipid Sendromu Neden Olur?

Bu sendromun oluşum nedeni kesin olarak belirlenmemiş olsa da genel olarak değerlendirildiğinde, bağışıklık sisteminde meydana gelen bazı problemlere bağlı olarak ortaya çıktığı belirtilebilir. Bazı durumlarda bağışıklık sistemi, vücuttaki yapıları yabancı madde olarak algılar. Bu durumda ise vücut kendisini, kendisine karşı korumaya çalışarak antikor üretir. 

Bu sendrom, bağışıklık sisteminin kendisini kendisinden korumaya çalışması şeklinde düşünülebilir. Bazı kişilerde ise genetik yatkınlığa bağlı olarak sendrom oluşumu gözlemlenebilir. Kişide görülen otoimmün hastalıklar ya da ateroskleroz gibi damar yapısını etkileyen hastalıklar, sendromun oluşmasına neden olabilir.

Kimler Antifosfolipid Sendromu Açısından Risk Altındadır?

Otoimmün hastalık türlerine sahip olan kişiler ve genetik yatkınlığı bulunan kişiler, antifosfolipid sendromu açısından risk altında kabul edilir. Kişide damar yapısını etkileyen farklı bir hastalık söz konusu ise bu durum da sendromun tetikleyicisi olabilir. Sendromun erkeklere kıyasla kadınlarda daha sık görüldüğü de bilinir.

Antifosfolipid Sendromu Belirtileri Nelerdir?

Sendromun en temel belirtisi, damar içerisinde pıhtı oluşumudur. Bunun haricinde ise vücudun bazı bölgelerinde şişlikler meydana gelebilir. Aynı zamanda nefes darlığı ve çarpıntı gibi belirtiler de bu sendrom nedeni ile ortaya çıkabilmektedir. Antifosfolipid sendromu belirtileri şunlardır;

Venöz tromboz belirtileri (bacak şişliği, ağrı, sıcaklık artışı)

Sendromda en sık görülen belirtiler arasında toplardamarlarda dolaşım problemlerinin meydana gelmesi yer alır. Dolaşım problemi ise özellikle bacak bölgesinde kan akışının bozulmasına yol açar. Ortaya çıkan bu durum tromboz olarak adlandırılır. Genellikle bacaklarda şişlik, bacak ağrısı ve kan dolaşımı problemi görülen bölgede sıcaklık artışı meydana gelir.

Akciğer embolisi belirtileri (ani nefes darlığı, göğüs ağrısı, çarpıntı)

Sendrom nedeni ile hastalarda ani nefes darlığı gibi semptomlar görülebilir. Göğüs bölgesinde ağrı hissi görülür ve kalpte çarpıntı meydana gelir. Bu durum, sendromun akciğerleri etkilemesi nedeni ile ortaya çıkar ve akciğer embolisi ile ilişkili olduğu bilinir. Kişilerde sürekli olarak öksürük oluşumu görülebilir ve öksürürken kan gelmesi de mümkündür. Acil müdahale gerektiren durumlar arasında yer alır. 

Arteriyel tromboz belirtileri (inme, geçici felç, görme kaybı)

Sendrom nedeni ile kişinin beyne giden damarlarında tıkanıklık meydana gelebilir. Beyne giden damarların etkilenmesi halinde ise nörolojik belirtiler ortaya çıkabilir ve bu durum, felç ya da görme kaybı gibi problemlere neden olabilir. Aniden ortaya çıkan konuşma problemleri, vücudun bir tarafında güçsüzlük hissi ve denge problemleri de bu süreçte ortaya çıkan belirtiler arasında yer alır.

Cilt bulguları (livedo retikülaris ve diğer renk değişiklikleri)

Kişinin özellikle bacak ve kol bölgesindeki damarların etkilenmesi halinde, cilt yüzeyinde renk değişiklikleri meydana gelir. Özellikle cilt yüzeyinde ağ şeklinde ve mor renkte yapılar görülebilir. Bu durum livedo retikülaris olarak adlandırılır. 

Trombosit düşüklüğü ve vücutta morluklar 

Sendrom, vücuttaki kan hücrelerinin etkilenmesine neden olarak morluk oluşumuna yol açabilir. Ciltte morarıklıkların oluşmasının yanı sıra küçük ve kırmızı, nokta şeklinde lekelenmeler görülebilir. Bu durum trombosit düşüklüğü ile ilişkili olarak ortaya çıkar.

Tekrarlayan gebelik kayıpları

Sendrom, kişilerin gebelik sürecini olumsuz yönde etkiler. Özellikle kişilerin her gebeliğinin düşük ile sonlanması gibi durumlar meydana gelebilir. Bazı kişilerde ise erken doğum ile karşılaşılması mümkündür. Pıhtılaşma problemi, plasentayı direkt olarak etkileyebilir. Gebelik sürecindeki hastaların düzenli olarak doktor kontrolüne gitmesi gereklidir.

Antifosfolipid Sendromunun Olası Komplikasyonları Nelerdir?

Antifosfolipid sendromunun olası komplikasyonları arasında, pıhtılaşma probleminin vücuttaki diğer organları etkilemesi yer alır. Bu sendrom hem toplardamarları hem de atardamarları etkilediği için vücuttaki organların büyük bir kısmına hasar verebilir. Pıhtılaşmanın dolaşım sistemini etkilemesi, özellikle kalp, akciğer ve beyin gibi hayati organlara zarar verebilir. Sendrom nedeni ile gebelik sürecindeki kadınlarda da bazı komplikasyonlar meydana gelebilir. Özellikle bu sendroma sahip olan kadınlarda düşük yapma riski çok daha yüksek olarak değerlendirilir. 

Antifosfolipid Sendromu Tanısı Nasıl Konur? 

Sendroma dair tanı konulabilmesi için öncelikle klinik belirtilerin değerlendirilmesi ve hastaların fiziki muayene olması gerekir. Kadınlarda tekrarlayan düşük probleminin olup olmadığı da tanı sürecindeki en önemli bilgiler arasında yer alır. Antikorların değerlendirilebilmesi için ise hastaların kan vererek kan testi yaptırması gereklidir. Kişinin hastalık geçmişi, aile öyküsü, semptomları ve kan sonuçları değerlendirilerek tanı süreci gerçekleştirilir. Gerekli olması halinde ise hastalardan farklı testler ve tahliller de talep edilir.

Antifosfolipid Antikor Testleri Nasıl Yapılır?

Antikor testleri, kişinin kan vermesi ile gerçekleştirilir. Fakat kişinin belirli aralıklar ile düzenli olarak kan vermesi gerekir. Böylelikle antikorların değerlendirilmesi mümkün hale gelir. Tek bir kan sonucuna bakılarak antikor oluşumunun belirlenmesi mümkün değildir. Antikorlar bir sonuçta görülürken diğer kan sonucunda görünmeyebilir.

Antifosfolipid Sendromu Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Sendromun tedavi sürecinde genellikle kan sulandırıcı ilaçların kullanımına başvurulur. Kan sulandırıcı ilaçlar, kandaki pıhtılaşma riskinin azaltılmasına yardımcıdır. Hastada ortaya çıkan diğer belirtilerin hafifletilebilmesi için ise farklı ilaçların reçete edilmesi mümkündür. Gebelik sürecindeki kişiler için ise ilaç tedavisi haricinde farklı tedavi yöntemlerine başvurulabilir. Sendromun tedavi sürecinde düzenli takip oldukça önemlidir.

Antifosfolipid Sendromu ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Antifosfolipid sendromu tam olarak nedir? 

Antifosfolipid sendromu, bağışıklık sisteminin fosfolipidlere karşı antikor üretmesine bağlı olarak pıhtı oluşumunu tetikleyen otoimmün hastalık türlerinden birisidir. Sendroma bağlı olarak atardamar ya da toplardamarda pıhtılaşma riski yükselir. Bazı kişilerde sürekli tekrarlanan düşük problemleri, plasenta sorunları ve erken doğumlar görülür.

Antifosfolipid sendromu kimlerde daha sık görülür? 

Bu sendrom, genç ve orta yaş aralığındaki kadınlarda daha sık görülür. Farklı otoimmün hastalıkları bulunan kişilerde de sendromun görülme riski yüksektir. Kişinin aile öyküsünde antifosfolipid sendromu söz konusu ise kişide de bu sendromun ortaya çıkma riski vardır.

Antifosfolipid sendromu tanısı için hangi bölüme başvurmalıyım? 

Sendromun tanısı için hastanelerin romatoloji ya da hematoloji alanlarından randevu alınması gerekir. Bu alanlardaki uzman hekimler, klinik değerlendirmeleri gerçekleştirir. Gerekli durumlarda ise hastanın nöroloji alanına ya da kadın doğum uzmanlarına sevk edilmesi mümkündür.

Antifosfolipid sendromu kesin olarak iyileşir mi? 

Hayır, antifosfolipid sendromu kesin olarak iyileşen bir hastalık türü değildir. Kişilere uygulanan tedavi yöntemleri sayesinde pıhtılaşma riskinin azaltılması hedeflenir. Uygulanan tedavi yöntemleri ile beyne pıhtı atması gibi riskli durumların da önüne geçilir.

Antifosfolipid sendromu olan biri sürekli kan sulandırıcı kullanmak zorunda mıdır? 

Evet, sendroma sahip olan kişilerin sürekli olarak kan sulandırıcı kullanması zorunludur. Düzenli doktor kontrollerinde, kişinin hastalığı takip edilir. Bazı durumlarda kan sulandırıcı kullanımına ara verilmesi önerilebilir. 

Antifosfolipid sendromu gebelikte ne gibi riskler oluşturur? 

Antifosfolipid sendromu, gebelikte düşük riskini artırır. Aynı zamanda erken doğuma yol açabilir ve bazı plasenta problemlerine neden olur. Pıhtılaşma problemi, plasentanın kan akışını doğrudan etkiler. Bu nedenle de gebelik riskli olabilir.

Antifosfolipid sendromu olan bir kadın sağlıklı gebelik yaşayabilir mi? 

Evet, gerekli tedavi yöntemlerinin uygulanması halinde sendrom sahibi olan kadınların sağlıklı gebelik yaşaması mümkündür. Gebelik döneminde düzenli olarak doktor kontrollerine gidilmesi gerekir. Aynı zamanda doktorun reçete ettiği ilaçlar varsa aksatılmadan kullanılmalıdır.

Antifosfolipid sendromu kalıtsal mıdır? 

Bu sendrom kalıtsal olarak değerlendirilmez. Fakat bazı kişilerde antifosfolipid sendromu, genetik yatkınlık nedeni ile oluşum gösterebilir. Aile bireylerinde otoimmün hastalıklar söz konusu ise kişide sendrom oluşumu gözlemlenebilir. 

Uzun uçak yolculukları antifosfolipid sendromu olanlar için riskli midir?

Evet, uzun uçuşlarda sendromu olan kişilerde pıhtılaşma riski artış gösterir. Kişinin uzun süre hareketsiz kalmasına bağlı olarak bu durum ortaya çıkar. Bu nedenle de uzun uçuşlar gerçekleştirilecekse kişinin hareket etmesi ve bol sıvı tüketmesi önerilir. Kan sulandırıcı ilaçların kullanımı aksatılmamalıdır. Uzun uçak yolculukları planlanmadan önce ise doktora danışılması gerekir.

Güncelleme Tarihi : 11 Haziran 2026

Yayınlanma Tarihi: 16 Nisan 2026


*Bu içeriğin geliştirilmesine Memorial Tıbbi Yayın Kurulu katkı sağlamıştır. Sitede yer alan tüm içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Şikayetinizle ilgili değerlendirme, tanı ve tedavi için mutlaka bir doktora başvurunuz."

Bu Konuda Uzman Doktorlar

İletişim Formu

Detaylı bilgi için iletişime geçin.

* Bu alan gereklidir.
Sosyal Medya Hesaplarımız
Canlı Destek Kolay Randevu Al
Doktor Bul Randevu Al