Hemoraji, herhangi bir damarın hasar alması halinde görülen kanama problemidir. İç kanama ve dış kanama olmak üzere farklı hemoraji türleri vardır. Bu kanama türleri, farklı sağlık problemlerine neden olur. Bu problemler ise kişinin hayatını riske atacak kadar şiddetli olabilir.
Hemoraji, vücudun kan kaybetmesidir. Hasar alan damarlardan, dolaşım sistemine kan sızmaya başlar. Bu durumda kan dolaşımı damarlar aracılığı ile gerçekleşmez. Böylelikle kan kaybı meydana gelir. Hemoraji, iç organlara zarar gelmesi halinde ya da cildin hasar görmesi ile ortaya çıkabilir. Kan kaybı, kişinin hayatını kaybetmesine sebep olabilecek kadar tehlikeli kabul edilir.
Hemoraji Nedir?
Hemoraji, damar bütünlüğünün bozulması sonucu kanın damar dışına sızması olarak bilinir. Hemoraji, farklı nedenlere bağlı olarak oluşabilir. Oluşan bu kanama durumu hem patofizyolojik mekanizma üzerinde hem de hemodinamik mekanizma üzerinde bazı etkilere sahiptir.
Hemoraji oluşumunun hemodinamik mekanizma üzerindeki etkileri arasında, kan kaybında artış görülmesi ile birlikte intravasküler azalım görülmesi yer alır. Aynı zamanda bu durumun hemodinamik mekanizma üzerinde taşikardi oluşumuna sebep olma, venöz dönüşte azalma, kardiyak düşüklüğü (kalp debisinde azalma) ve hipovolemik şok gibi etkileri de vardır.
Hemoraji oluşumunun patofizyolojik mekanizma üzerindeki etkilerinde ise oksijen alımı yetersiz hale gelir, doku perfüzyonunda bozulmalar meydana gelir ve kanamanın durmaması halinde doku hipoksisi oluşur. Hücresel ölüm gibi problemler ile karşılaşılma riski artış gösterir.
Hemoraji Türleri Nelerdir?
Hemorajinin bilinen iki temel türü vardır. Bu türler iç kanama ve dış kanamadır. Fakat bunun dışında üç kanama türü daha bulunur. Kanama türleri, kanamanın kaynağına ve lokalizasyonuna göre iki kategoride değerlendirilir. Kanamanın kaynağına bağlı olarak ortaya çıkan hemoraji türleri şöyledir:
- Arteriyel Kanama
- Venöz Kanama
- Kapiller Kanama
Lokalizasyona göre kanama türleri ise kanamanın hangi bölgede meydana geldiğine göre kategorize edilir. Lokalizasyona göre kanama türleri şöyle sıralanır:
Atardamar kanama (arteriyel kanama) nedir?
Atardamar kanaması, oksijen açısından zengin kanın kalpten dokulara taşındığı arterlerin hasar görmesiyle oluşan en ciddi hemoraji türlerinden biridir. Acil müdahale edilmesi gereken kanama türleri arasında ilk sırada yer alır. Kan basınçlı bir şekilde dışarıya doğru akar. Bu akma basınç ile birlikte şiddetlenir. Arterlerdeki basıncın yüksek olması nedeniyle kan akışı parlak kırmızı renkte ve nabızla uyumlu şekilde fışkırır bir görünümde olur. Bu kanama tipi çok hızlı ilerlediğinden kısa sürede kritik düzeyde kan kaybına yol açabilir. Bu gibi durumlarda acil müdahale edilmez ise kişinin hayatını kaybetme riski vardır.
Atardamar kanama (arteriyel kanama) neden olur?
- Travmatik yaralanmalar: Derin kesiler, kesici-delici alet yaralanmaları, trafik kazaları veya yüksek enerjiyle oluşan travmalar.
- Anevrizma rüptürü: Zayıflamış arter duvarının ani yırtılması.
- Cerrahi müdahalelerde damar hasarı: Büyük damarların bulunduğu bölgelerde yapılan ameliyatlarda oluşabilecek komplikasyonlar.
- Damar duvarı hastalıkları: Ateroskleroz veya inflamatuvar damar hastalıkları gibi duvar yapısını zayıflatan durumlar.
- Yüksek basınçlı damar segmentlerinin yırtılması: Boyun, kasık veya koltuk altı gibi ana arterlerin zedelenmesi.
Toplardamar kanama (venöz kanama) nedir?
Venöz kanama, toplardamar kanamasıdır. Toplardamar kanaması, dokulardan kalbe geri dönen oksijeni eksik kanı taşıyan venlerin zedelenmesiyle oluşur. Venöz kan daha koyu kırmızı renktedir ve akış sürekli ancak basınçsızdır. Kan akışı yavaş bir şekilde gerçekleşir ancak duruma müdahale edilmediği takdirde, kan sürekli akmaya devam eder. Arteriyel kanamadan daha yavaş olsa da uzun süre devam ettiğinde ciddi kan kaybına neden olabilir.
Toplardamar kanama (venöz kanama) neden olur?
- Kesiler ve travmalar: Yüzeysel venlerin bulunduğu bölgelerdeki kesilerde sık görülür.
- Varisli damarların yaralanması: Zayıf ven duvarı kolayca parçalanabilir.
- Cerrahi işlemler: Ven tedavisi veya çıkarılması sırasında gelişebilen komplikasyonlar.
- Damar duvarı zayıflığı: Kronik venöz yetmezlik veya inflamatuvar süreçler.
Kılcal damar kanama (kapiller kanama) nedir?
Kılcal damar kanaması, vücudun en ince damarları olan kapillerlerin zedelenmesiyle oluşur. Bu kanama genellikle sızıntı şeklindedir ve en hafif hemoraji türüdür. Deri üzerine kan sızması görülebilir. Yüzeysel cilt hasarlarında sık görülür ve enfeksiyon riskini azaltmak için doğru şekilde temizlenmesi önemlidir.
Kılcal damar kanama (kapiller kanama) neden olur?
- Yüzeysel yaralanmalar: Çizikler, sıyrıklar, küçük kesikler.
- Sürtünmeye bağlı cilt aşınmaları: Düşme, spor yaralanmaları veya deri travmaları.
- Cilt kuruluğu ve çatlaklar: Özellikle el, dudak ve ayak derisinde küçük damarların kolayca yırtılmasına yol açabilir.
- Dermatolojik sorunlar: Egzama, dermatit gibi cilt hastalıkları.
- Hafif travmalar: Düşük enerjili darbeler veya çarpmalar.
İç kanama nedir?
İç kanama, kanın vücudun iç boşluklarına, organlara veya dokular arasına sızmasıyla oluşan, dışarıdan her zaman görülmeyen kanama türüdür. Bu durumda kan, cilt yüzeyine çıkmadan vücudun içinde birikmeye başlar. Tehlikeli kanama türlerinden birisidir. Beyinde, dalakta ve diğer birçok organda bu kanama türü oluşumu görülebilir. Belirtiler geç ortaya İç kanama özellikle hayatı tehdit edebilen, bazen geç fark edilen ve acil müdahale gerektiren bir durumdur. İç kanama genellikle travma, damar rüptürü, organ hastalıkları, kanama bozuklukları, cerrahi sonrası komplikasyonlar nedeniyle olabilir.
Dış kanama nedir?
Dış kanama, damarların hasar görmesi sonucu kanın cilt yüzeyine çıkarak dışarı akmasıdır. Yara üzerinden görülebilir ve kanama türü (arteriyel, venöz, kapiller) doğrudan gözlemlenebilir. Bu nedenle fark edilmesi kolaydır ancak kanamanın şiddetine göre yine ciddi risk oluşturabilir. Genellikle burun kanaması, vajinal kanama ya da deri üzerindeki yaralanmalara ve kesiklere bağlı olarak kanama görülür. Kolay tedavi edilebilen hemoraji türüdür. Dış kanama genellikle, kesikler ve yaralanmalar, kazalar ve travmalar, cerrahi işlemler sonrası yüzeyel kanama, cilt bütünlüğünün bozulduğu her durumda ortaya çıkabilir.
Hemoraji Belirtileri Nelerdir?
Hemoraji belirtileri, hemoraji oluşan bölgeye ve kanamanın türüne göre değişiklik gösterir. Hemoraji belirtileri iki farklı şekilde değerlendirilebilir. Akut hemoraji belirtileri şöyledir:
- Cilt solukluğu: Ciltte soluk bir görünüm oluşması, tıbbi alanda pallor olarak tanımlanır. Kişinin kan kaybetmeye başlaması, oksijen kaybına neden olur. Vücuda yeteri miktarda oksijen alınamadığında ise cilt solgunlaşır. Oksijensizlik şiddetlenmeye başladığında ise cilt rengi mor ila mavi renk arası bir tona dönüşür.
- Taşikardi: Taşikardi, kalp atışının hızlanması olarak bilinir. Vücudun kaybettiği kanın yerinin doldurulabilmesi için kalp daha fazla kan pompalamaya başlar.
- Hipotansiyon: Hipotansiyon, kan basıncı düşüklüğüdür. Vücut kan kaybetmeye devam ettikçe kan basıncı da düşmeye başlar.
- Nefes alım hızı değişikliği: Kişiler bu süreçte daha hızlı nefes alıp vermeye başlar. Oksijen alınamadığı için bu durum ortaya çıkar.
- Ağrı: Kanamanın olduğu bölgede ve bu bölgenin çevresinde ağrı hissi meydana gelir. Kanamanın şiddetine ve kişinin oksijen seviyesini bağlı olarak ağrı hissinde şiddetlenmeler meydana gelir.
- Vücut ısısı: Bu süreçte kişiler terlemeye başlar. Fakat terlemelerine rağmen ciltleri soğuktur.
- Şişlik: Kanama meydana gelen bölgelerde şişlik oluşumu görülebilir.
- Bilinç kaybı: Kan kaybına bağlı olarak kişiler kendilerini kötü hissetmeye başlar. Bu durumda sersemlik hali oluşur ve bilinç kaybı meydana gelir. Kan kaybına bağlı olarak bayılma yaşanma ihtimali de vardır.
Kronik hemoraji oluşumunda ise daha farklı belirtiler ortaya çıkar. Kronik hemoraji belirtileri aşağıdaki gibidir.
- Nefes darlığı
- Halsizlik
- Anemi
- Dudaklarda solgunluk
- Çarpıntı
- El ve ayaklarda soğukluk
Hemorajide Klinik Bulgular ve Stabilizasyon
Vücutta meydana gelen kanamalar, kan kaybına yol açar. Kan kaybı meydana geldiğinde ise hemodinamik dengesizlik oluşumu gözlemlenir. Kan kaybının şiddetlenmeden durdurulması gerekir. Kan kaybı devam ederse, kişilerde hipovolemik şok gibi belirtiler görülür. Kan kaybı hemodinamik etkilere de yol açar. Klinik bulgular ve stabilizasyon şöyledir:
- Hipovolemik Şok: Hemoraji'ye bağlı hipovolemik şok bulguları; taşikardi, hipotansiyon, nabız zayıflığı, cilt soğukluğu ve terleme olarak bilinir. Bunların haricinde ise hipovolemik şok bulguları arasında; ciltte solgun görünüm, idrar sıklığında azalma, hızlı nefes alıp verme ve bilinç bulanıklığı yer alır.
- Vital Bulgular ve Hemoglobin Düzeyi: Hemoraji'ye bağlı hemodinamik bulgular arasında ise oksijen yetersizliği, oksijen yetersizliğine bağlı asit birikimi yani metabolik asidoz ve kalp debisinde azalma yer alır. Bu bulgulara bağlı olarak kişilere ilk müdahalede bulunulması gerekir. Hemoglobin düzeyi ilk ölçümlerde normal çıkabilir fakat ilerleyen saatlerde hemoglobin düşüşü görülür. Transfüzyon Hb <7 g/dl olarak bilinir. Semptomatik durumlarda ise transfüzyon değerleri değişkenlik gösterebilir. Vital bulgular incelenerek ilk müdahale gerçekleşir.
- Stabilizasyon: Stabilizasyon adımlarında ilk olarak dış kanama varsa kanama olan bölge tespit edilir. Kişinin kalp basıncı ölçülür. Katater yardımı ile idrar sıklığı kontrol edilir. Solunum sayısı yapılır. Oksijen satürasyonu gereklidir. Bu süreçte kişinin psikolojik durumuna da dikkat edilmelidir.
- Sıvı resüsitasyonu: Sıvı resüsitasyonu ile kişinin kan dolaşımının düzeltilmesi hedeflenir. Sıvı resüsitasyonda kişilere izotonik sıvı verilir. Daha sonra kişide görülen belirtilerde değişiklik olup olmadığı incelenir. Şiddetli kanamalarda ise eritrosit süspansiyon uygulanır.
- Trombosit Sayısı ve Koagülasyon Durumu: Trombosit sayısı normal değerlerin altına indiğinde, kanamada artış meydana gelir. Trombosit normal değeri 150.000 - 400.000 aralığındadır. Fakat 150.000'in altına düşmesi halinde iç kanama meydana gelebilir. Bu durum hayati risk taşır. Koagülasyon testleri bu süreçte önemlidir. Fibrinojen düşüklüğü, dissemine intravasküler koagülasyon görülür.
Hemoraji Tedavi Yöntemleri
Hemoraji tedavisinde ilk müdahale oldukça önemlidir. Erken stabilize, kanamanın şiddetlenmesini önler. Hemodinamik destek, kişinin hayati riskinin azaltılması açısından önemlidir. Bu süreçte hemostaz teknikleri ve invaziv müdahale protokolleri doğrultusunda ilerlenmelidir.
Öncelikle lokal daha sonrasında ise endoskopik hemostaz teknikleri uygulanır. Diğer bir hemostaz tekniği ise cerrahi müdahale olarak bilinir. İnvaziv müdahale hem tanı hem tedavi için uygulanan yöntemlerden oluşur. Endoskopi, açık ameliyat ya da balon tamponad, invaziv müdahaleye verilebilecek örneklerdir. Hemoraji tedavi yöntemleri şunlardır:
- Stabilizasyon & Sıvı Resüsitasyonu: Bu süreçte ABC yaklaşımına başvurulur. Kişinin solunumu ve kan dolaşımı kontrol altına alınır. Daha sonrasında ise kişiye damar yolu açılır. Damar yolundan kişiye tedavi için kullanılan sıvılar enjekte edilir. Hemoglobin seviyesinin düşük olması halinde ve şiddetli kanama söz konusu ise transfüzyona başvurulur.
- Lokal Basınç & Balon Tamponad: Basınç uygulama işlemi, dış kanama gibi durumlarda tercih edilir. İlk uygulanması gereken müdahale yöntemidir. Daha sonrasında ise kanaması olan kişiye turnike yapılır. Balon tamponad ise genellikle kadınlar için kullanılır. Doğumda oluşan kanamaların durdurulmasını sağlar. Bakri balon, doğumdan sonra kanamanın devam etmesi halinde rahim içerisine yerleştirilir. Serum yardımı ile şişirilen balon, kanamanın durmasını sağlar.
- Endoskopik ve Cerrahi Hemostaz: Endoskopik yöntemler; varis kanamalarında, mukoz damar nedeni ile oluşan kanamalarda ve ülser kanamalarında uygulanır. Varis kanamalarında, skleroterapi uygulanır. Hemoklip yerleştirme de endoskopik işlemler arasında yer alır. Cerrahi hemostaz ise kanamanın durdurulamadığı durumlarda uygulanır. Laparotomi ve bazı açık ameliyat türlerine başvurulur.
- Girişimsel Anjiografi ve Embolizasyon: Anjiografi, kanamanın nerede olduğunun teşhis edilmesine yardımcı olur. Embolizasyonda ise mikro katater kullanımı ile kanamanın meydana geldiği damarlar dikilir.
Hemoraji ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular
Hemoraji kendiliğinden durur mu?
Dış hemoraji türlerinin bazıları kendiliğinden durur. Özellikle küçük yaralanmaların kendiliğinden durması mümkündür. Hafif damar kanamalarında da kanama kendiliğinden durabilir. Bu durum ise her damar için geçerli değildir. Kılcal damarlarda görülen kanamalar kendiliğinden durabilir.
Acil müdahale için hangi bulgular yol gösterir?
Taşikardi söz konusu ise ve hipotansiyon görülüyorsa acil müdahale gerekebilir. Kişide bilinç bulanıklığı oluşması da acil müdahale gerektiğinin bir işaretidir. Bunlara ek olarak, idrar yapma sıklığında azalmalar söz konusu ise sağlık kuruluşlarının ziyaret edilmesi gerekir.
Pıhtılaşma süreci nasıl desteklenir?
Trombosit desteği ile pıhtılaşma sürecinin desteklenmesi mümkündür. Demir ve B12 takviyeleri ile de bu süreç hafifletilebilir. Bunların haricinde ise kişinin protein ağırlıklı beslenmesi önerilir. Pıhtılaşma sürecinde yapılması gerekenler, doktorlar tarafından hastalara bildirilir. Doktor onayı olmadan herhangi bir vitamin ya da mineral takviyesi kullanılmamalıdır.
Kronik kanama nasıl izlenir?
Kronik kanama izlenmesi için öncelikle kronik kanama belirtileri hakkında bilgi sahibi olunması gerekir. Hastanede uygulanacak bazı kan testleri ile kronik kanama izlenebilir. Bu süreçte doktorlar, görüntüleme tekniklerine de başvurur.
Dış kanama ile iç kanama yönetimi nasıl farklılaşır?
Dış kanama yönetiminde, kanama olan bölgeye basınç uygulanabilir. Fakat iç kanamada kişinin basınç uygulaması doğru bir yaklaşım değildir. Dış kanamalarda turnike kullanılabilir. Kanama ciddi ise cerrahi müdahale gerekir. İç kanamda ise sıvı desteği ile kişiye müdahale edilir.
Arteriyel kanama (atardamar kanaması) neden tehlikelidir?
Arterlerdeki basınç yüksek olduğu için çok hızlı kan kaybına yol açar ve kısa sürede şoka neden olabilir.
Venöz kanamada (toplardamar kanaması) kan rengi neden koyudur?
Kan akciğerlere oksijenlenmek üzere taşındığı için oksijen oranı düşük, rengi daha koyudur.
Kılcal damar kanaması uzun sürerse ne yapılmalı?
Kanama birkaç dakikadan uzun sürüyorsa ya da cilt hastalığı eşlik ediyorsa bir uzman değerlendirmesi gerekebilir.
Güncelleme Tarihi : 3 Aralık 2025
Yayınlanma Tarihi: 1 Ağustos 2025
*Bu içeriğin geliştirilmesine Memorial Tıbbi Yayın Kurulu katkı sağlamıştır. Sitede yer alan tüm içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Şikayetinizle ilgili değerlendirme, tanı ve tedavi için mutlaka bir doktora başvurunuz."