Memorial Şişli Hastanesi - Girişimsel Radyoloji

Bölüm Hakkında

Girişimsel radyoloji, radyolojinin tedavi edici bölümüdür. Görüntüleme kılavuzluğunda, ciltten girilerek tanılar konulmakta ve tedaviler gerçekleştirilmektedir.

Girişimsel radyolojideki işlemler, cerrahiye göre çok daha az invaziv yöntemler kullanarak tedaviyi yönlendirir. Büyük ameliyat kesileri oluşturmadan hastaya daha az risk, ağrı ve daha kısa zamanda iyileşme imkânı sunan girişimsel radyolojik işlemler, vasküler (damarla ilgili) ve nonvasküler (damar dışı organlarla ilgili) olmak üzere iki büyük gruba ayrılmaktadır.

Girişimsel radyolojide vasküler işlemler

Damarlarla ilgili olanlardan başlıcaları; anjiyografi, balon anjiyoplasti, stentleme ve embolizasyon’dur. Bunun yanı sıra damar içinden çok farklı tedaviler de yapılmaktadır. Örneğin; kalpten çıkan ve bacaklara giden aort damarının ölümcül olabilen genişlemesi olan aort anevrizmaları ameliyatsız tedavi edilmekte veya bacak varisleri ultrason eşliğinde görüntülenip lazer ile girişimsel olarak tedavi edilebilmektedir. Damar genişlemeleri, anormal damar yumakları, tümör ya da kanama odaklarına da embolizasyon işlemleri ile müdahale edilebilmektedir. Özel bir embolizasyon işlemi olan “kemoembolizasyon ve radyoembolizasyon”, kanserin bulunduğu organa damar yolu ile kemoterapi/radyasyon ve damar tıkayıcı özel ilaçlar verilerek (genellikle karaciğer tümörlerine) uygulanır.

Girişimsel radyolojide nonvasküler işlemler

Girişimsel radyoloji, nonvasküler (damar dışı organlarla ilgili) işlemler için de uygulanmaktadır. Tanı amaçlı olarak; tiroid, kemik, prostat, karaciğer, pankreas, akciğer, böbrek gibi organlar ile bunların dışındaki tümöral oluşumlardan ultrason veya tomografi gibi görüntüleme yöntemleri yardımıyla biyopsi işlemi yapılmaktadır. Tedavi edici özellikteki işlemler ise; apse/kist tedavileri gibi sıvı drenajlarını, böbrek veya safra kanallarına yönelik kateter girişimlerini, radyofrekans veya mikrodalga ablasyon gibi tümör yok etme uygulamalarını içermektedir. Tümörlerde radyofrekans veya mikrodalga enerjileri bir iğne ile hastalıklı bölgeye, görüntüleme eşliğinde iletilerek yüksek ısı oluşturulmakta, bir diğer ifade ile tümör ortadan kaldırılmaktadır.

MEMORIAL ŞİŞLİ HASTANESİ GİRİŞİMSEL RADYOLOJİ BÖLÜMÜ’NDE UYGULANAN TANI VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ:

TEDAVİLER

LAZER İLE VARİS TEDAVİSİ

Bacak varisleri, erişkin yaş grubunda sık görülen bir hastalık olup kozmetik problemlerden venöz yaralara kadar değişik şikâyetlere neden olabilmektedir. Bu hastalıkta bacak ağrısı sık görülmektedir ve uzun süre ayakta kalmakla artar. Varislerin nedeni, bacaktaki toplardamarların kanı geri kaçırması ve bu toplardamarlarda oluşan genişlemedir. Bacak varislerinde doğru tedavinin planlanması için öncelikle bu konunun uzmanı bir hekim tarafından Doppler ultrason ile bacak toplardamarlarının ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesi ve varislerin kaynağının doğru bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Venöz reflü (kaçak) doğru bir şekilde saptandıktan sonra, reflü gösteren damarı kapatmaya yönelik Lazer ya da RF ablasyon tedavileri yapılmaktadır.

Varislerde lazer ablasyon: Lokal anestezi ve sedasyon altında, reflüye neden olan genişlemiş safen vene, diz düzeyinde ince bir iğne ile girilerek lazer kateteri bu toplardamarın içine yerleştirilmektedir. Daha sonra lazer kullanılarak safen ven ısı ile kapatılmaktadır. Aynı seansda, bacaklardaki görülebilen varislere de köpük skleroterapi yapılmaktadır. Bu tedavi için hastanede yatış gerekmemektedir. İşlem sonrası ertesi gün işe dönmek mümkündür. Hastanın tedaviden sonra 1 hafta basınçlı varis çorabı giymesi önerilir.

Köpük Skleroterapi: Anormal veya genişlemiş kan damarlarını, genellikle bacak varislerini ve kılcal damarları tedavi etmek için yapılan bir işlemdir. İşlem sırasında, genişleme gösteren sorunlu damarların içine ince iğnelerle damarların kapanmasını sağlayan ilaçların köpük şeklinde hazırlanan formu enjekte edilerek damarın kapanması sağlanmaktadır. Anestezi gerektirmeyen bir işlemdir. Poliklinik şartlarında uygulanır. Uygun derişimde Polydocanol (sklerozan madde) köpük haline getirilerek ince iğnelerle kılcal damarlar ve varislere enjekte edilir. İşlem sonrası hastaya 2-3 gün varis çorabı giymesi önerilir.

MYOM AMELİYATSIZ TEDAVİSİ

Myomların Embolizasyonu: Rahim myomları, aşırı kanama, ağrı ve sık idrara çıkma gibi istenmeyen çok sayıda şikâyete neden olabilir. Kesin tedavisi ameliyatla myomun alınması olmakla beraber, ameliyat sonrası tekrar myom gelişen, myomların çok sayıda olması nedeniyle rahmin alınması gereken ya da ameliyat olmak istemeyen hastalarda embolizasyon tedavisi, myomların neden olduğu şikâyetleri büyük ölçüde giderebilen ve ameliyatsız çözüm sunan bir girişimsel işlemdir. Myomlar normal rahim dokusundan çok daha fazla damar içermektedirler. Embolizasyon ile rahmin ve daha çok olarak da fazla kanlanan myomların kanlanması kesilmekte ve bunun sonucu olarak da beslenemeyen myomlar küçülmektedir.

BAZI ENDOKRİN HASTALIKLARIN TANISINDA KAN ÖRNEKLERİ ALINMASI

Endokrin Bezlerden Venöz Örnekleme: Hormonlarla ilgili bazı hastalıklarda endokrin bezlerden seçici venöz örnekleme yapılması gerekebilir. Eğer diğer görüntüleme yöntemleriyle hormon üreten tümör tespit edilememiş veya tam yeri belirlenememiş ise venöz örnekleme testleri yapılması gerekir. Bu testleri yapabilen çok az sayıda merkez vardır. Bu işlem vücudun hormon salgıladığı tahmin edilen belirli bir bölümünden kan örneği alınmasını ve daha sonra analiz edilmesini içerir. Bu işlem ile en sık analiz edilen organlar böbreküstü bezleri (Hiperaldosteronismde), paratiroid bezleri (hiperparatiroidide) ve pankreastır (insulinoma tanısı için).

İşlem: 2-3 mm’lik  bir kateter  (tüp) ile kasık toplardamarından girilerek görüntüleme kılavuzluğunda kateter vücut içinde planlanan alana yönlendirilmektedir. Hedef damarlara ulaşıldığından emin olunduktan sonra bu venlerden kan örnekleri alınmakta ve bu örnekler belirli hormonların ve maddelerin düzeylerini kontrol etmek üzere analiz edilmektedir.

AMELİYATSIZ KANSER TEDAVİSİ

Ablasyon (yok etme) tedavileri (Mikrodalga, RF )

Perkütan tümör ablasyonu, deriden girilerek yerleştirilen özel iğnelerle tümör dokusunu tahrip eden bir dizi tekniği ifade etmektedir. Bazı teknikler kimyasal ajanlar kullanırken (saf etanol gibi), diğerleri termal (ısı kullanan) teknikler kullanmaktadır. Termal ablasyon tekniklerinde, tümörü dondurarak (kriyoablasyon) ya da radyofrekans, lazer, mikrodalga ve yüksek-yoğunluklu odaklanmış ultrason (HIFU) gibi tümörü yakarak tedaviler yapılır.

Non-termal ablasyon tekniklerinde tümörü tahrip edebilmek için ısı dışındaki enerji kaynakları kullanılır. Bu tür ablasyonda, tümör dokusunu oluşturan moleküllerin arasındaki bağları bozarak dokuyu parçalamak için elektriksel plazma alanı kullanılır. İrreversible elektroporasyon yüksek voltajda elektrik şokları kullanarak hücre zarında delikler açar ve tümör hücrelerinin ölümüne yol açar.

İşlem: Ablasyon işlemi, ultrason, tomografi ya da MR gibi görüntüleme teknikleri kılavuzluğunda ve anestezi altında yapılır. Ablasyon tekniklerinin birçoğunda, tümör dokusuna kimyasal ajanı veya fiziksel enerjiyi iletebilmek amacıyla, ciltten girilerek bir veya daha fazla iğne yerleştirilmekte ve tümör dokusu yakılmakta ya da hasara uğratılmaktadır.

Atardamardan yapılan tedaviler (kemoembolizasyon, radyoembolizasyon)

Onkolojik Hastalıklarda Embolizasyon: Tümörlerin büyüyebilmesi için normal dokulara göre daha fazla kanlanmaları gerekmektedir. Tümörlerin embolizasyonu, uygun hastalarda, semptomlara neden olan kitlelere giden kan akımını anjiyografik tekniklerle azaltarak ya da keserek hastanın yaşadığı şikâyetlerin azalmasını sağlayan girişimsel bir işlemdir. Embolizasyonda, kan damarlarını tıkamak için sıvı ajanlar, partiküller veya mikroküreler kullanılmaktadır. Damarların tıkanması da tümörün küçülmesine ve ölmesine neden olmaktadır. Karaciğer tümörlerinde, embolizasyonla beraber eş zamanlı olarak, kemoterapötik ilaçların da tümör içine verilmesi İşlemine kemoembolizasyon denilmektedir.

Radyoembolizasyon (Yitrium90 tedavisi), karaciğer kanseri için uygulanan bir çeşit radyasyon tedavisidir. Bu işlemde Yittriyum-90 adı verilen bir radyasyon kaynağı kullanılır. Y-90 küçük küreciklere yüklenip anjiyografi kateterleri ile karaciğerin atardamarından verilerek kan akımı yoluyla kanserden etkilenen karaciğer kesimine iletilmektedir.

İşlem: İlk olarak ayrıntılı bir karaciğer anjiyografisi ile karaciğerin kan damarlarının haritası çıkarılır ve küreciklerin sadece tümöre gitmesini sağlamak için bazı damarlar bloke edilebilir. Bu hazırlık yapıldıktan ve hastanın tedaviye uygun olduğuna karar verildikten sonra gerekli ilaç dozu hesaplanır ve sipariş edilir. Ayrı bir seansda, kasıktan girilerek kateter yardımıyla karaciğere ulaşılır ve kanserden etkilenen karaciğer kesimine radyoaktif madde içeren mikro kürecikler enjekte edilir.  Kürecikler tümöre ulaşınca, yakın komşuluğunda bulunan kanser hücrelerini öldüren bir tür radyasyon enerjisi yayarlar. Mikroküreciklerin etki mesafesi çok kısa olduğu için karaciğer dışına zararlı radyasyon etkileri yoktur.

Kanserde rahatlatan tedaviler

Safra yollarının açılması                           

Tümörler ya da başka sebeplere bağlı olarak, safra yollarında, sindirim sisteminde ve idrar yolları gibi vücutta akışın açık kalması gereken alanlarında normal akış yolu tıkanabilir. Bu tıkanma normalde bu bölgeden geçmesi gereken sıvıların (safra, idrar, vb. gibi) birikmesine neden olur. Tedavi edilmemesi durumunda tıkanma ve buna bağlı olarak oluşan birikme ağrıya, enfeksiyona ve organ yetmezliğine sebep olabilir.

Tıkanmayı gidermek için kullanılabilecek, tıkanmayı tedavi eden ya da rahatlatanlar da dahil olmak üzere bir dizi girişimsel işlem uygulanabilmektedir. Bu teknikler sıvı birikimlerini boşaltmayı veya tıkanıklığı açmayı, böylece sıvının normal şekilde akmasını amaçlamaktadır.

İşlem: Perkütan drenaj, sıvı birikiminin veya apsenin drene edilmesi için kateter (ince, esnek tüp) kullanılan girişimsel bir tedavidir. Kateter organ içine (karaciğer içindeki safra yollarına, böbrek içinde idrar yollarına ya da koleksiyonlara) görüntüleme kılavuzluğunda yerleştirilir; kullanılacak olan görüntüleme metodu, tıkanıklığın ve sıvı birikiminin yerine bağlıdır. İşlem genellikle lokal anestezi veya sedasyon altında uygulanmaktadır.

İdrar yollarının açılması

Nefrostomi kateteri, idrarın normal akış yolunda bir tıkanıklığın olduğu durumlarda (taş, tümör, vb.), böbrekten idrarı dışarı almak için kullanılan ince, esnek, plastik bir kateterdir. Böbrekten çıkan idrar bu takılan katetere bağlanan plastik bir torbada toplanır. Perkütan nefrostomi, nefrostomi kateterinin cildinizden böbreğe yerleştirildiği işlemin adıdır.

İşlem: Anestezi altında, ultrason ve floroskopi kullanılarak ciltten özel iğnelerle böreğin toplayıcı sistemine girilmekte ve kılavuz tel üzerinden nefrostomi kateteri böbreğe yerleştirilmektedir.

  • Karın ve akciğer zarları arasındaki sıvıların boşaltılması
  • Kanserde karın ağrısının kesilmesi
  • Kansere bağlı kanamaların durdurulması
  • Kanserde tıkanan damarların açılması
  • Kemoterapi için port takılması

Venöz portlar, doktorların ilaç verebilmek veya kan alabilmek için vücudun merkez bölgesinde bulunan kalın damarlara kolaylıkla ulaşmasını sağlayan venöz erişim cihazlarıdır. Göğüs bölgesinde cilt altına yerleştirilen bir hazne ve buna bağlı ince bir borucuktan oluşurlar. Borucuğun (kateter) ucu göğüs boşluğu içinde kalbe yakın ana toplardamarda sonlanır. Vücuda yerleştirildikten sonra aylarca hatta yıllarca yerleştirildiği noktada kalmak üzere tasarlanmışlardır. Venöz portlar özellikle kanser hastalarında, kemoterapinin aksamadan verilebilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Ayrıca port, kan alma, kan verme ve hastanın yaşam kalitesini en az derecede bozarak besinlerin, sıvıların ve ilaçların verilmesi için güvenilir bir erişim sağlamaktadır.

İşlem: Port takılması, hastane yatışı gerektirmeyen, floroskopi ve ultrason kılavuzluğu kullanılarak yapılan küçük cerrahi bir işlemdir. Hastaların çoğunda, port hastanın üst göğüs bölgesine yerleştirilmektedir. İnce bir iğne kullanılarak ultrason kılavuzluğunda toplardamara

girilmektedir. Bu amaçla en sık kullanılan venler boyun bölgesindeki kalın venlerdir. Vene girildikten sonra, bir kılavuz tel kullanarak portun kateteri ana damara yerleştirilir ve diğer ucu da göğüs bölgesinde cilt altına yerleştirilen hazneye bağlanır. İşlem sonunda küçük kesiler dikilerek kapatılır ve dışarıdan cihaz görülmez. Port, özel iğnesi ciltten geçip hazneye takılarak kullanılır. Tedavi bittiğinde ise yine küçük bir işlemle çıkarılmaktadır.

ANJİO İLE DAMAR HASTALIKLARININ TANISI ve TEDAVİSİ

Anjiyografi, damarlardaki darlık, tıkanıklık, genişleme ve kanama gibi problemlerin ortaya konulması için damarların floroskopi altında özel ilaçlarla görüntülenmesidir.

İşlem: Lokal anestezi ve gerektiğinde de sedasyon altında yapılmaktadır. Sıklıkla kasık bölgesindeki atardamardan özel iğnelerle girilerek floroskopi kontrolü altında kılavuz tel ve kateterler kullanılarak incelenecek damar bölgesine ulaşılır. Damar içine kontrast madde olarak adlandırılan, floroskopik filmlerde damarı boyayarak görünür hale getiren özel ilaçlar enjekte edilerek damarların görüntüleri oluşturulmaktadır. Tanısal anjiyografiyi takiben uygun hastalarda damarsal problemin tedavisine yönelik işlemler de (balonla açma, stent takılması, kanamanın durdurulması, pıhtıyı eritici ilaç verilmesi, vb) aynı seansta yapılabilmektedir.

Balon ve Stent

Beyne, kalbe, böbreklere ve bacaklara giden atardamarlar (arterler) zamanla sigara kullanımı, yüksek kolesterol, yüksek kan basıncı, şeker hastalığı ve obeziteye bağlı olarak daralabilir ya da tıkanabilir. Bu damarların duvarlarında yağlı ve kireçli plakların oluşmasına damar sertliği (ateroskleroz) denmektedir.  Aterosklerozda, daralmış ve tıkanmış arterler nedeniyle organlara giden kan akımında azalma ve buna bağlı şikâyet ve komplikasyonlar gelişebilmektedir.

Balon anjiyoplasti, herhangi bir daralmış veya tıkalı damarın balonlu kateter ile mekanik olarak genişletmektir. Balonlu kateterler, damarı genişletmek için şişirilen damarın şekli ve çapına uygun cihazlardır. Stent ise, metalden yapılma ağ (kafes) şeklinde dokusu olan bir tüptür, bir kılavuz telin yardımıyla stenozun veya tıkanmanın olduğu bölgeye yerleştirilir ve konumlandırılır. Metal stentler kalıcı implantlardır ve damar duvarını destekleyen ve damarı açık tutan mekanik yapı iskelesi görevi görürler.

İşlem: Öncesinde lokal anestezi uygulanmaktadır. Anjiyoplasti ve stent takılması işlemi yaklaşık bir saat kadar sürer ve ayaktan tedavi işlemi gibi yapılır; ancak bazı vakalarda, sonrasında hastaların bir gece hastanede yatması istenebilir. Küçük bir iğne yardımıyla kasık atardamarından girilerek bir plastik tüp kombinasyonu (kılıf ve kateter olarak adlandırılır) arterin içine yerleştirilmektedir. İşlem boyunca, kılavuzluk etmesi amacıyla anjiyografik görüntüleme kullanılmaktadır. Balon, damarın daralmış ve tıkanmış kısmına konumladırılıp uygun basınca kadar şişirilmektedir; bu noktada biraz rahatsızlık hissedilebilir. Bazı vakalarda, balon anjiyoplasti damarı açık tutmak için yeterliyken, bazı durumlarda damarın daha fazla desteğe ihtiyacı olur ve bu nedenle de stent yerleştirilmesi gerekebilmektedir. Bu da damarın açık kalmasını sağlamak için stent takılması anlamına gelmektedir.

AKCİĞER EMBOLİSİNİN ÖNLENMESİ İÇİN FİLTRE TAKILMASI

İVK, kirli kanı vücudun alt yarısından kalbe taşıyan, karın içinde bulunan büyük toplardamardır. İVK filtreleri, özel olarak tasarlanmış metal cihazlardır. Akciğer embolisi, en sık olarak bacaklardan olmakla beraber, vücudun değişik yerlerinden gelen pıhtıların akciğerin ana damarını tıkamasıdır. İVK filtreleri, bacak damarlarında pıhtı saptandığı ya da akciğere emboli attığı durumlarda,  akciğerin ana damarını pıhtılardan korumak için kullanılmaktadır.

İşlem: Kasık ya da boyundaki toplardamarlardan girilerek, bir kateter yardımıyla karın içindeki İVK’ya ulaşılır ve anjiyografik kontrol altında uygun yere filtre yerleştirilir. Filtrenin çıkarılması gerektiğinde (belli bir süre sınırı mevcuttur), yine aynı şekilde İVK’ya ulaşılarak filtreler çıkarılabilir.

DİYALİZ HASTALARINA ÖZEL TEDAVİLER

Daralan diyaliz fistüllerinin balonla genişletilmesi

Diyaliz fistülü, cerrahi olarak bir arter ile bir ven arasında oluşturulan bağlantıdır ve bu bağlantı sonucu genişleyen venlerden hemodiyaliz amaçlı iğnelerin takılabilmesi için yapılmaktadır. Bazen oluşturulan fistülde daralma ya da tam tıkanıklıklar gelişebilir. Bu durumlarda, girişimsel radyolojik tekniklerle tıkanıklığın tekrar açılması ya da daralan damarın düzeltilmesi mümkün olabilmektedir. Bu sayede hastadaki fistülün daha uzun süre diyaliz amaçlı kullanılabilmesi sağlanmaktadır. İşlem sırasında kullanılan teknikler lezyonun tipine olduğu kadar yerleşimine de bağlıdır.

İşlem: Fistüle ince bir iğne ile girildikten sonra eğer fistülde daralma varsa, balonla genişletme (perkütan transluminal anjiyoplasti, PTA) ya da stentleme işlemleri yapılmaktadır. Eğer fistülde tıkanıklık ve pıhtılaşma varsa, pıhtı vakum ile çekilebilir veya parçalamak için mekanik trombektomi cihazları kullanılabilir.

  • Büyük toplardamar darlıklarının balonla genişletilmesi ve stentleme
  • Ultrason ve skopi ile görerek geçici-kalıcı diyaliz kateteri takılması

NAKİL HASTALARINA ÖZEL TEDAVİLER

  • Karaciğer ve böbrek biyopsileri
  • Safra yolu darlıklarının ciltten girilerek açılması
  • İdrar yolu darlıklarının ciltten girilerek açılması
  • Karaciğer ve böbreğin damar darlıklarında anjio ile tedaviler

BEYİN DAMAR HASTALIKLARININ ENDOVASKÜLER TEDAVİSİ

Son derece riskli olan beyin damar hastalıklarını açık cerrahi kullanmadan, endovasküler yöntemlerle tedavi etmek mümkündür. Kalp anjiyosunda uygulandığı gibi çoğunlukla kasıktaki atardamardan girilerek hedeflenen damara ulaşılır. Girişimsel nöroradyoloji yöntemiyle damarın içerisinde kalınarak yapılan tedavide, cerrahi bir kesi ve doku yaralanması oluşmaz. Bu nedenle kapalı beyin damar ameliyatı olarak da adlandırılır.

Kapalı ameliyat nasıl uygulanır

Damar içi (endovasküler) yani kapalı beyin damar ameliyatlarının temel tekniği yüksek teknolojiye sahip anjiyografidir. Deneyimli hekimler tarafından uygulanması gereken işlemde genelde kasık bölgesindeki damara çok ince ve özel yapıda tüpler yerleştirilerek, hasta olan damara yine damar içinden ulaşılarak gerçekleştirilir. Tanı ve tedavinin tüm aşamaları cihaz ekranında canlı olarak gözlemlenir. Bu yöntemin sağladığı en büyük avantaj ise açık cerrahiden farklı olarak hasta damara ulaşmak için damarın çevresindeki başka dokuların kesilmesine gerek olmamasıdır.

Endovasküler yöntemle tedavi edilen beyin damar hastalıkları

Damar içi yani endovasküler yöntemle birçok hastalık cerrahi yöntem kullanılmadan tedavi edilebilir.

  • Beyin kanamaları (Baloncuk veya damar yumağına bağlı)
  • Henüz kanamamış anevrizma (baloncuk) ve Arteriovenöz Malformasyon(AVM-damar yumağı)
  • Atardamar toplardamar arası kaçaklar(Arteriyovenöz Fistül-AVF)
  • Beyin kanaması sonrası sıkça karşılaşılan damar büzüşmesi (vasospasm) tedavisi
  • Beyin ve omurilik tümörlerine yardımcı tedavi
  • Damar darlıkları
  • İnme (Stroke)
  • Çocukluk çağı göz tümörlerinin tedavisinde(Retinoblastom)

Anevrizma (baloncuk) tedavisi

Beyni besleyen atardamarların duvarındaki zayıf bir noktadan gelişen balon şeklindeki yapıya anevrizma (baloncuk) denir. Girişimsel nöroradyolojinin tedavide en sık kullanıldığı alan anevrizma yani baloncuk tedavisidir. Baloncuk duvarı normal damarlar gibi güçlü bir yapıda olmadığından, kan basıncı ile patlayarak beyin kanamasına yol açabilir. Tedavide temel hedef baloncuk içine kan girişinin engellenmesidir. Bu başarıldığında, balon içinde kan akımına bağlı oluşan basınç ortadan kalktığından patlama ihtimali de kendiliğinden yok olmaktadır. Uygulanan tedavi, beynin derinliklerinde oluşan damar baloncuğuna, dokulara dokunmadan damar içerisinden anjiografi ile ulaşılarak baloncuğun içinin doldurulması ya da beyin damarlarına özel tasarlanan akıllı stentlerle kapatılması esasına dayanır.

AVM (Damar Yumağı) ve AVF tedavisi

Beyinde olması gereken kılcal damarlarını yerine anormal damar kanallarının oluşmasıyla meydana gelen damar yumağı denilen AVM hastalığı normal dokunun beslenmesini bozar. Sara, ilerleyici felç, konuşma ve görme bozukluğuna neden olabilen AVM hastalığı aynı zamanda beyin kanamasına neden olabilir.  AVM denilen damar yumakları içerisi doldurularak tedavi Girişimsel Nöroradyoloji tarafından edilebilmekte ileride oluşabilecek beyin kanaması önlenebilmektedir. AVF denilen atardamar ve toplardamar arası kaçaklar da aynı yöntemle tedavi edilmektedir.

Şah damarı ve beyin damarı darlıkları tedavisi

Kalp damarlarında olduğu gibi şah damarları ve beyin damarlarında da damar sertliğine bağlı darlıklar oluşabilir. Bu darlıkların ilerlemesi geçici ya da kalıcı felç durumunun ortaya çıkmasına neden olabilir. Tedavi sırasında yapılan işlem damarın içinden gidilerek dar olan kesimin geçilmesi ve stent denilen tel kafesler ile darlığın genişletilmesi esasına dayanmaktadır.

Pıhtı (Stroke) tedavisi

Tıpta en acil durumlardan biri olan inme herhangi bir nedenle kan dolaşımında ortaya çıkan pıhtının beyin damarlarına ulaşması ve damarı tıkaması ile ortaya çıkan bin tablodur. Erken müdahale edildiğinde tamamen düzelme ihtimali vardır. Kasıktan anjiyo ile girilerek yapılan müdahalede pıhtıya damardan çıkartılır.

Tümör Tedavisi

Bunların yanı sıra büyük beyin tümörlerinin cerrahi olarak çıkarılmasından önce tümörün ana damarları endovasküler girişim ile tıkanarak cerrahinin daha kansız ve kolay olması sağlanmaktadır.

Endovasküler yöntemin cerrahiye göre avantajları;

  • Bir kesi olmadığı için doku dostu olması başlıca avantajıdır
  • Açık cerrahi işlem olmaması
  • Enfeksiyon riskinin yok denilecek kadar düşük olması
  • Hastanede yatış süresinin kısalması (genelde 1 gece)
  • Daha az anestezi alınması diğer bilinen avantajlarıdır
  • Daha hızla iyileşme ve günlük hayata hızlı dönüş sağlanmaktadır 

TANISAL İŞLEMLER

BİYOPSİLER

Görüntüleme kılavuzlu biyopsi, doğru bölgeye ulaşmak için ultrason, floroskopi, tomografi veya MR gibi görüntüleme tekniklerinden yararlanılarak vücuttaki değişik organ ve dokulardan örnek- parça alınması işlemidir. Alınan numune doku, mikroskop altında bir patolog tarafından incelenir ya da mikrobiyolojik ya da kimyasal olarak da analiz edilebilir.

İşlem: Biyopsi/aspirasyon işlemi sırasında, iğnenin hedefe doğru bir şekilde ilerletilmesini sağlamak amacıyla, lezyonun vücuttaki yerleşimine ve yapısına bağlı olarak, ultrason, tomografi, MRI veya floroskopi gibi görüntüleme tekniklerinden uygun olanı kullanılmaktadır. Biyopsi işlemlerinin birçoğu lokal anestezi altında, küçük bir cilt kesisi ile yapılmaktadır. Numune alınacak organ veya doku tipine (kemik, yumuşak doku, akciğer gibi) uygun bir iğne ile ciltten girilerek görüntüleme teknikleri ile biyopsi iğnesinin ucunun hedef doku içinde olduğundan emin olunduktan sonra numune alınmaktadır.

  • Tiroid Biyopsisi
  • Meme Biyopsisi
  • Karaciğer Biyopsisi
  • Böbrek Biyopsisi
  • Akciğer Biyopsisi
  • Pankreas Biyopsisi
  • Kitle Biyopsisi
  • Kemik Biyopsisi                 

TANISAL ANJİOGRAFİ (DSA)

  • 4 Sistem Beyin Anjiografisi
  • Alt Extremite Anjiografisi
  • Diyaliz fistülografi

Bölüm Doktorları