Bölüm Hakkında
Obezite cerrahisi, sindirim sisteminde değişiklikler yaparak kilo verilmesi ve aşırı kiloya bağlı sağlık sorunlarını kontrol altına almak için yapılan bir grup operasyonu içeren cerrahi işlemdir. Obezite tedavisinin amacı sağlıklı bir kiloya ulaşmak ve bu kiloda kalmaktır. Obezite, başta Tip 2 diyabet olmak üzere hipertansiyon, kalp damar hastalıkları (kalp krizi, inme ve damar tıkanması ile seyreden pek çok rahatsızlıklar), meme, prostat, jinekolojik sorunlar ve kalın bağırsak kanseri oluşumunda önemli bir risk faktörüdür. Ayrıca eklem hastalıkları, safra kesesi taşı oluşumu, reflü, varis hastalıkları, adet düzensizlikleri, infertilite, doğum zorlukları, uyku apne sendromu, uyku bozuklukları ve depresyon dahil pek çok hastalığın oluşumunda da obezitenin rolü bulunmaktadır.
- Obezite Cerrahisi Nedir?
- Obezite Cerrahisi Kimler İçin Uygundur?
- Obezite Cerrahisinin Tedavi Ettiği Rahatsızlıklar
- Obezite Cerrahisi Yöntemleri Nelerdir?
- Obezite Ameliyatı Nasıl Yapılır?
- Obezite Cerrahisi Yan Etkileri
- Obezite Cerrahisinin Hasta Yaşam Konforuna Katkısı Nedir?
- Obezite Ameliyatı Sonrası Yaşam Nasıl Olmalıdır?
- Obezite Cerrahisi ve Ameliyatı ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular
Obezite Cerrahisi Nedir?
Obezite cerrahisi, spor ve diyet programlarıyla kilo vermeyi başaramayan kişilere sağlıklı kilo düzeyine ulaşmak için tedavi amaçlı uygulanan cerrahi yöntemdir. Obezite tedavisinde önemli bir yere sahip olan obezite cerrahisi ile hastalar normal kilolarına dönebildiği gibi bu kişilerde obeziteyle ilişkili hastalıkların görülme sıklığı da azalmaktadır. Kapalı cerrahi yöntemiyle laparoskopik ve robotik olarak yapılan obezite cerrahisi sayesinde ise hastaların iyileşme süreci kısalmaktadır.
Kilo vermek için obezite cerrahisi geçirmiş hastalar arasında yapılan araştırmalar; ameliyat olmuş kişilerin, olmayanlara kıyasla daha düşük oranda obeziteyle ilişkili kanserlere yakalandığını ortaya koymuştur. Bununla birlikte yaşam sürelerinin daha uzun olduğu bilimsel verilerle kanıtlanmıştır. Bunun nedeni sadece diyet ve spor ile hedeflenen kilo kaybı girişimleri vücutta %4-10’luk bir kilo kaybıyla sonuçlansa da, obezite cerrahisi gerekli hayat tarzı değişikleriyle desteklendiğinde, ilk yılda fazla kiloların %50-80 oranında kaybını sağlamaktadır.
Obezite Cerrahisi Kimler İçin Uygundur?
Obezite cerrahisi hastanın yeme-içme özellikleri, diyabet, yaşam tarzı ve diğer hastalıkların durumu göz önüne alınarak planlanır. Cerrahi, genellikle 18-65 yaş arasında uygulanmaktadır. Ancak Memorial Obezite Cerrahisi merkezi gibi deneyimli kurumlarda 18 yaş altı (Adölesan Obezite Cerrahisi) ve 65 yaş üstü hastalarda da güvenle uygulanabilmektedir. Hastaya cerrahi işlem uygulanabilmesi için bazı şartlar gereklidir.
Ameliyat olabilecek hasta grupları;
- VKİ 40 kg/m2 üzerinde veya obeziteden kaynaklanan hastalıkları olan VKİ 35-40 kg/m2 arası hastalarda
- VKİ 30-35 kg/m2 olan Class I Obezite ve kontrolsüz Tip2 Diyabet , hipertansiyon gibi ağır Metabolik Sendromu bulunan hastalarda
- En az 3 yıldan bu yana tedavi edilemeyen obezite hastalığı bulunan kişiler
- Diyet, egzersiz ve medikal tedavi sonucunda hastalığın seyrinde değişim olmayan kişiler
- Obezitesi endokrinolojik hastalıklara bağlı olmayanlar
- Alkol veya uyuşturucu bağımlısı olmayanlar
- Anlama ve uyum kabiliyeti tam olan ve operasyon sonrası obezite ekibiyle eşgüdümlü olabilecek hastalar
- Genel anesteziye engel halde olmayan kişiler
Obezite Cerrahisinin Tedavi Ettiği Rahatsızlıklar
Obezite, çoğu kişide yaşamı tehtir edebilen birçok kronik hastalıkla ilişkilidir. Bu rahatsızlıklar ve risk faktörleri, obezite ameliyatı ve kilo kaybından sonra büyük ölçüde iyileşme gösterir. Bariatrik cerrahi de denilen obezite cerrahi ameliyatına aday olan kişilerde aşağıdaki hastalıklardan bir ya da birkaçı görülebilir veya bu hastalıklara yakalanma riski yüksektir.
Yüksek kolesterol: Hiperlipidemi (yüksek kolesterol), kanda çok fazla lipit (yağ) olduğu anlamına gelir. Bunlar birikerek kan damarlarında tıkanıklıklara yol açabilir. Bu nedenle yüksek kolesterol, felç veya kalp krizi riskine yol açabilir.
Yüksek tansiyon: Hipertansiyon (yüksek tansiyon), kan damarlardan akan kanın kuvvetinin çok yüksek olması anlamına gelir. Bu durum, kan damarlarınızın duvarlarını aşındırır ve kişiyi kalp krizi ve felç riskine daha açık hale getirir.
Yüksek kan şekeri: Hiperglisemi (yüksek kan şekeri), insülin direnciyle yakından bağlantılıdır ve diyabetin belirteci olarak kabul edilir. Tedavi edilmezse sinirlere, kan damarlarına, dokulara ve organlara zarar vererek birçok hastalığa yakalanma riskini artırabilir.
Tip 2 diyabet: Aşırı yağ depolanması, insülin direncine ve dolayısıyla yetişkin başlangıçlı diyabete (tip 2) yol açabilir. Tip 2 diyabet geliştirme riski, BMI (vücut kitle indeksi) ölçeğinde her 1 puanlık artış için %20 artar.
Kalp hastalığı: Obezite, kalp fonksiyonlarında bozulmaya ve konjestif kalp yetmezliğine yol açabilmektedir. Ayrıca atardamarların içinde plak birikmesine neden olarak kalp krizi ve felç riskini artırabilir.
Böbrek hastalığı: Obeziteyle ilişkili metabolik sendromlar, yüksek tansiyon, insülin direnci ve konjestif kalp yetmezliği gibi, kronik böbrek hastalığı ve böbrek yetmezliğine önemli katkıda bulunur .
Obstrüktif uyku apnesi: Tedavi edilmeyen uyku apnesi olan kişiler, üst solunum yolları tıkandığında uykuları sırasında tekrar tekrar nefes almayı bırakırlar. Bu ataklar, hayati organlara oksijen akışını azaltır ve özellikle kalbi tehlikeye atar.
Osteoartrit: Aşırı kilo, dizler gibi eklemlere ekstra baskı uygular. Bu durum, dejeneratif bir eklem hastalığı olan osteoartrit geliştirme veya halihazırda varsa durumu kötüleştirme olasılığını artırır.
Alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD): NAFLD, vücudun karaciğerinizde aşırı yağ biriktirmeye başladığında ortaya çıkar. Bu durum, karaciğere uzun vadeli zarar verebilen kronik bir iltihaplanma olan alkole bağlı olmayan steatohepatite (NASH) yol açabilir.
Kanser: Bağlantı tam olarak anlaşılmasa da, obezitenin bir düzineden fazla kanser türüne yakalanma riskini artırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca kanserden ölüm riskini de yarıdan fazla artırır.
Obezite Cerrahisi Yöntemleri Nelerdir?
Obezitenin cerrahi tedavisinde belli başlı 3 tip ameliyat yöntemi uygulanmaktadır. Bunlar;
- Kısıtlayıcı ameliyatlar
Kısıtlayıcı ameliyatlar, mide hacmini küçülten ameliyatlardır.
- Laparoskopik / Robotik sleeve gastrektomi (tüp mide)
Mide hacmi yaklaşık %80 oranında küçültülerek yemek alımında kısıtlama sağlanır. Ayrıca mideden salgılanan ve açlık hormonu olarak bilinen ghrelin hormonu da azalarak, hastalarda tokluk hissi oluşması sağlanır. Dünyada en fazla uygulanan obezite cerrahisi ameliyatıdır.
Cerrahi bir uygulama değildir, endoskopik olarak hafif anestezi altında yapılır. Hastanede yatış gerektirmez. Mide içerisine endoskopik olarak içi sıvı dolu olan bir balon (400-700 cc kapasiteli) yerleştirilir. Balon mide içerisinde 6-12 ay kalabilir ve sonrasında tekrar endoskopik olarak çıkartılır.
- Emilim bozucu ameliyatlar
Alınan gıdaların ince barsaktaki emilimlerini bozarak kilo kaybı sağlayan ameliyatlardır.
- Laparoskopik / Robotik duedonal switch
Mide hacmi daha büyük kalacak şekilde küçültülerek, oluşturulan yeni mide oniki bağırsak düzeyinden ince bağırsağın alt bölgesine bağlantı yapılır. Komplike bir ameliyattır, emilim kusuru yüksek olduğu için fazla kilo kaybı, ishal, vitamin yetersizliği gibi komplikasyonlara neden olabilir. Dünyada en az tercih edilen obezite cerrahisi türüdür.
- Miks tip ameliyatlar
Hem kısıtlayıcı hem de emilim bozucu ameliyatlardır.
- Laparoskopik / Robotik roux en y gastrik bypass ve mini gastrik bypass
Mide hacminde hem %90 oranında küçültme yaparak gıda alımını azaltmakta hem de ince barsak ile bağlantı yapılarak hafif düzeyde besin emilim kusuru yaratarak kilo kaybı sağlamaktadır. Tüp Mide ameliyatından sonra dünyada en sık uygulanan ikinci obezite cerrahisi yöntemidir.
- Robotik obezite cerrahisi
Obezite cerrahisi robotik yöntemle de yapılabilmektedir. Robotik cerrahi, işlemi yapacak doktora kolaylık sağlamaktadır. Robotik yöntemle Sleeve Gastrektomi (Tüp Mide), Gastrik Bypass, Duedonal Switch ve Revizyonel Cerrahi uygulanabilmektedir. Üç boyutlu büyütülmüş görüntü, aletlere hareket özgürlüğü, cerrahi manevra kabiliyeti, hassas dikiş atılabilmesi ve cerraha oturur pozisyon sayesinde kolaylık sağlar. El titremesi elektronik olarak ortadan kalkar ve stabil görüntü elde edilir. Ancak bazı durumlarda robotik cerrahi uygulanamayabilir. Obezitenin neden olduğu bazı durumlar, geçirilen eski operasyonlar sebebiyle oluşan yapışıklık ve kanama gibi sorunlarda robotik cerrahiden laparoskopik ya da açık yöntemlere geri dönülebilmektedir.
Hastaya hangi ameliyat yönteminin uygulanacağı; kilosu, obeziteye eşlik eden hastalıkları ve yeme alışkanlıklarına göre planlanır. Ameliyat tekniği ve uzun dönem sonuçları açısından birbirinden farklı cerrahi yöntemler bulunmaktadır. Laparoskopik / Robotik Sleeve Gastrektomi (tüp mide ameliyatı), Roux-en-Y Gastrik Bypass ve Mini Gastrik Bypass cerrahisi kabul gören ve en sık uygulanan yöntemlerdir.
Obezite Ameliyatı Nasıl Yapılır?
Obezite ameliyatı, minimal olan invaziv yöntemlerden yararlanılarak yapılan ve farklı tekniklerle uygulanan bir ameliyat türüdür. En yaygın yöntemlerden biri olan tüp mide ameliyatı esnasında yaklaşık olarak midenin %75-80'i alınır ve mide tüp şeklinde bir yapıya dönüştürülür. Böylelikle kişi daha az yemekle doyma noktasına çabuk ulaşır. Bir diğer yöntem olan gastrik bypass, midenin küçük bir kısmının kullanılmasıyla yeni bir mide poşu oluşturulmasını sağlar. Böylelikle bağırsakların bir kısmı devre dışı bırakılır. Bu da gıda alımının sınırlandırılmasını ve kalori emiliminin azalmasında etkili olur.
- Obezite ameliyatı yapılmadan önce uygulamanın yapılacağı hastalar, detaylı bir sağlık taramasından geçirilir.
- Kişinin uygunluğu her açıdan tartılır ve multidisipliner bir ekip tarafından karar verilir.
- Yapılan işlem ortalama olarak 1-2 saat sürebilir.
Bu süre kişinin sağlık durumuna göre şekillenir. Hastalar birkaç gün hastanede gözlem altında tutulabilir.
Obezite Cerrahisi Yan Etkileri
Obezite ameliyatı sonrası bazı yan etkiler görülür. Bunlar sindirim sistemini değiştirebilen komplikasyonlardır. Her zaman gerçekleşmez ancak gerçekleşme olasılığı vardır. Olası obezite cerrahisi yan etkileri şunlardır:
Dumping Sendromu: Bu, midenizin yiyecekleri ince bağırsağıa çok hızlı boşaltması sonucu ortaya çıkabilen bir dizi semptomdur. Bariatrik cerrahi yani obezite cerrahisi/ ameliyatı işlemi geçiren kişilerin yaklaşık yarısına yakın kadarında ameliyat sonrası dumping sendromu semptomları görülebilmektedir. Semptomlar arasında;
- Mide bulantısı
- İshal
- Karın krampları
- Hipoglisemi
yer alabilir. Genellikle zamanla kaybolurlar. Doktorlar, iyileşme sürecinde dumping sendromunu önleme veya azaltmaya yardımcı olacak beslenme önerileri sunabilir.
Malabsorpsiyon Ve Yetersiz Beslenme: Birçok obezite cerrahi prosedürü, emdiği kalorileri azaltmak için ince bağırsağa kasıtlı olarak malabsorpsiyona (emilim bozukluğuna) neden olur. Ancak malabsorpsiyon, gevşek dışkıya yol açabilir. Dikkatli olunmadığında beslenme eksikliklerine de yol açabilir. Doktorlar, bunu önlemeye yardımcı olmak için besin takviyeleri reçete eder.
Safra Reflüsü: Mide ile ince bağırsak arasındaki açıklık olan pilor kapağını etkileyen bir ameliyat, kapakçığın bozulmasına neden olabilir. Pilor kapağı düzgün kapanmazsa, olası sonuçlardan biri safra reflüsü olur. Bu, safra kesesinin yiyecekleri sindirmek için ince bağırsağa gönderdiği safranın mideye geri akması anlamına gelir. Safra reflüsü, mide zarını aşındırarak gastrit ve mide ülserine yol açabilir.
Safra Kesesi Taşları: Hızlı kilo kaybı, karaciğere işlenmesi için büyük miktarda kolesterol gönderir. Karaciğer safra kesesine safra gönderdiğinde, beraberinde fazladan kolesterol de taşır. Bu fazladan kolesterol, safra kesesinde birikerek kolesterol safra taşları oluşturabilir. Safra kesesi taşları her zaman sorun yaratmaz, ancak safra kanallarına taşınıp sıkışırsa tehlikeli olabilir. Doktorlar obezite ameliyatından sonra safra kesesi taşlarını önlemek için uygun ilaçlar reçete edebilir.
Obezite Cerrahisinin Hasta Yaşam Konforuna Katkısı Nedir?
- Şeker hastalığı (Tip2 diyabet) tam tedavi olur ya da şeker regülasyonu daha kolay sağlanır
- Yüksek tansiyon kontrol altına alınır
- Hastanın kalp hastası olma ve kalp krizi geçirme riski düşer
- Solunum, ameliyattan birkaç ay sonra düzene girer. Uyku apne sendromu ortadan kalkar
- Astım atakları azalır ve bazı hastalarda bu ataklar tamamen kaybolur
- Hasta, obezite yüzünden bırakmak zorunda kaldığı fiziksel aktivitelere yeniden başlayabilir
- Cinsel fonksiyon bozukluğu ve üreme sıkıntıları ortadan kalkar
- Kadın hastalarda adet düzen bozukluğu, polikistik over sendromu gibi metabolik zeminde gelişen hastalıklar tedavi olur
- Hareket sistemi ile ilgili eklem bozuklukları ve ağrı düzelir
Obezite Ameliyatı Sonrası Yaşam Nasıl Olmalıdır?
Obezite ameliyatı sonrasında kişi yaşam tarzında değişikliklere giderek buna yönelik olarak çalışmalar yapmalıdır. Ameliyatın ilk zamanlarında sıvı ve püre beslenmesi şeklinde ilerleyebilir. Doktor kontrolüyle beraber katı beslenme planına geçilebilir. Bunun yanında vücuda besinlerle alınan vitamin ve mineral eksikliklerini gidermek için takviyeler kullanılabilir.
Obezite ameliyatı, sindirim sisteminin etkilenmesine neden olur. Düzenli aralıklarla egzersiz yapmak, kilo vermenin desteklenmesinin yanında kas kaybının da önlenmesini sağlar. Ayrıca psikolojik olarak destek almak da bu süreçte önemli bir adımdır.
Obezite Cerrahisi ve Ameliyatı ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular
Obezite nedir?
Obezite, vücuttaki yağ dokusunun normalden fazla olması halidir. Günümüzde dünya nüfusunun yaklaşık %30’u fazla kilolu ya da obez insanlardan oluşmaktadır. 21. yüzyılın en önemli toplum sağlığı sorunlarından biri olan obezite ölümlerin yaklaşık yüzde 5’ine sebep olmakta ve global ekonomik maliyeti yıllık 2 trilyon doları bulmaktadır. Sağlık Bakanlığı Beslenme Araştırması ve TURDEP- II çalışmasına göre ülkemizdeki her 3 yetişkinden 2’sinin kilolu ya da obez olduğu ortaya konulmuştur. Ayrıca ülkemizdeki yetişkinlerin yaklaşık yüzde 3’ü kadarı Morbid Obez yani Vücut Kitle İndeksleri (VKİ) 40 kg/m2 nin üzerindedir.
Obezite ameliyatı sonrası kilo kaybı kalıcı mı?
Obezite ameliyatı sonrasında kilo kaybının kalıcı olması kişinin yaşam tarzında yaptığı değişikliklerle bağlantılıdır. Kişi sağlıklı beslenme alışkanlığını benimsediğinde ve düzenli egzersiz yaptığında kilo kaybının kalıcı olmasına zemin hazırlar. Uzun vadeli olması için de doktor kontrollerinin yaptırılması gerekir. Oluşacak kilo kaybı kişiden kişiye farklılık göstermesinin yanında 1-2 yıl içerinde kilo kaybı devam edebilir.
Obezite cerrahi riskleri nelerdir?
Obezite cerrahi her işlemde olduğu gibi riskler barındırabilir. Ameliyat esnasında kanama, enfeksiyon, emboli ve anesteziye bağlı komplikasyonlar görülebilir. Ayrıca, vitamin ve mineral eksiklikleri gibi uzun vadeli yan etkiler gelişebilir. Bu nedenle düzenli olarak takibin yapılmasının ardından eksik olan takviyenin alınması sağlanmalıdır.
Güncelleme Tarihi : 26 Ocak 2026
Yayınlanma Tarihi: 9 Kasım 2015
Obezite Cerrahisi Merkezi Tedavileri
Bölüm Uzmanları
Hastanelerimiz
Anlaşmalı Kurumlar
Hastanelerimizin anlaşmalı olduğu özel sigorta şirketleri, tamamlayıcı sigortalar, diğer kurum ve şirket anlaşmalarını aşağıda bulabilirsiniz.
Sonuç bulunamadı.
Teknolojilerimiz
Memorial Sağlık Grubu’nun teknolojik altyapısı, uluslararası standartlarda ileri teknoloji ürünü cihazlarla donatılmış ve hasta konforuna özel olarak dizayn edilmiş sistemlerden oluşmaktadır. Kullanılan ileri teknoloji sayesinde, hastaların teşhis ve tedavi süreçlerini, konforlu ve güvenli bir şekilde geçirmeleri hedeflenmektedir. Bu teknolojilerin birçoğu Türkiye’de ilk kez hastanelerimizde kullanılmaktadır.
Son Teknolojilerimiz
Aşağıdaki İletişim formunu doldurarak hastanemiz ile ilgili bilgi talebinde bulunabilirsiniz.