Deliryum, daha çok bozuk konuşma ve halüsinasyonların eşlik ettiği, kafa karışıklığı ve dikkat dağınıklığı ile tanımlanan zihinsel bozukluktur. Aniden ortaya çıkan deliryum, zihinsel yeteneklerde ciddi bir değişikliğe neden olur. Genellikle demans ile benzer belirtiler gösteren deliryum, yaygın olarak 65 yaş üzeri kişilerde görülür. Deliryumun hipoaktif, hiperaktif ve karma olmak üzere üç farklı türü bulunur.
- Deliryum Nedir?
- Deliryum Neden Olur?
- Deliryum Belirtileri Nelerdir?
- Deliryum Türleri Nelerdir?
- Deliryuma Neden Olan Hastalıklar Nelerdir?
- Deliryum Nasıl Teşhis Edilir?
- Deliryum ile Demans (Bunama) Arasındaki Farklar Nelerdir?
- Deliryum Tedavisi Nasıl Yapılır?
- Deliryum ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular
Deliryum Nedir?
Deliryum, beyin fonksiyonlarında meydana gelen ani ve anormal değişime bağlı olarak kafa karışıklığı ve çevresel farkındalık eksikliğine yol açan ciddi bir akıl sağlığı bozukluğudur. Aslında psikiyatrik bir hastalık olmayan deliryum, diğer tıbbi sorunların neden olduğu, ani başlangıcı olan, zihin işlevlerindeki bozulmadır. Deliryum, çoğunlukla hastanelerin yataklı servisleri ile yoğun bakım ünitelerinde yatan 65 yaş üstü ve demans gibi unutkanlık rahatsızlığı olan kişilerde gözlenir.
En temel risk faktörü yaşlılık olan deliryum bunun dışında zehirlenme veya ciddi bir uyku eksikliği sonucunda da ortaya çıkabilir. Bu gibi durumlarda ortaya çıkan deliryumda kişi kafa karışıklığı yaşar, yönünü şaşırabilir, çevresine karşı olan farkındalığı azalır ve bilinç bulanıklığı yaşar.
Tipik belirtisi kişinin bulunduğu yeri veya tanıdığı kişileri tanımada zorluk çekmesine varacak kadar bilinç değişikliği olan deliryum ayrıca kişide dikkat bozukluğu, hafıza problemi, huzursuzluk hali gibi belirtiler de gösterebilir. Özel bir tedavisi bulunmayan deliryum tedavisinde amaç, semptomları ve etkileri azaltmak amacıyla deliryuma neden olan faktörlerin tespit edilip iyileştirilmesidir.
Deliryum, genellikle tek bir nedenden ziyade, birden fazla tetikleyici faktörün hassas bir beyin yapısı ile birleşmesi sonucu ortaya çıkan sendromdur. Bu akut tablo, sadece bilişsel fonksiyonları değil, aynı zamanda kişinin davranış, duygu durumu ve uyku-uyanıklık döngüsünü de olumsuz etkiler. Hastanın günlük aktivite düzeyindeki belirgin değişimler, deliryumun klinik görünümünü belirler; bazı hastalar aşırı uyarılmış, huzursuz, halüsinasyon gören, bazıları ise tam tersi uyuşuk, içe kapanık ve tepkisiz bir tablo sergileyebilir. Her iki durumda da temel sorun, dikkatin sürdürülmesindeki ve odaklanmadaki yetersizliktir.
Özellikle hastaneye yatış süresince, deliryum hastanın sağkalım oranını düşürebilen, iyileşmeyi geciktirebilen ve uzun vadede kalıcı bilişsel hasara yol açabilen ciddi bir komplikasyon olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle, altta yatan tetikleyici nedenin hızla belirlenmesi ve agresif bir şekilde tedavi edilmesi esastır.
Deliryum belirtilerinin erken tanınması ve yönetimi, bu potansiyel olarak geri dönüşümlü durumun kötü sonuçlarını önlemede hayati öneme sahiptir. Tedavi yaklaşımında, farmakolojik yöntemlerden önce, hastanın çevresel faktörlerinin düzenlenmesi (ışık, ses, uyku düzeni) ve yakın ilgi ile desteklenmesi temel basamağı oluşturur. Doğru ve zamanında müdahale ile deliryum tablosu birkaç gün veya hafta içinde tamamen gerileyebilir, bu da acil ve multidisipliner bir yaklaşımın zorunluluğunu ortaya koyar.
Deliryum Neden Olur?
Deliryum, beyindeki sinyallerin normal şekilde gönderilmesi ve alınması süreci bozulduğunda meydana gelir. Buna neden olan faktörler arasında yaşlılık, inme veya kalp krizi, ciddi yaralanmalar, alkol/uyuşturucu kullanımı, böbrek/karaciğer hastalıkları ve kandaki mineral oranının bozulması yer alır.
Deliryum meydana gelmesine neden olan faktörler şöyle sıralanabilir:
- Yaşlılık
- İnme veya kalp krizi
- Ciddi yaralanmalar
- Alkol/uyuşturucu kullanımı
- Böbrek/karaciğer hastalıkları
- Kandaki mineral oranının bozulması
- Kan şekeri yüksekliği veya düşüklüğü
- Ciddi uyku eksikliği
- İdrar yolu enfeksiyonu, zatürre, grip gibi enfeksiyonlar
- Kalp yetmezliği ve ritim bozuklukları
- Anestezik, antikolinerjik ve opiat aneljezikler (ağrı kesiciler) gibi ilaçlar
- Karbonmonoksit veya siyanür zehirlenmesi
- Yetersiz beslenme, vitamin eksiklikleri veya dehidrasyon
- Uyku yoksunluğu
Deliryum Belirtileri Nelerdir?
Deliryumda ortaya çıkan en temel belirti kişinin zihinsel fonksiyonlarının değişmesine bağlı olarak yaşadığı kafa karışıklığı ve bilinç bulanıklığıdır. Bununla birlikte kişinin yakın çevresini tanımaması, bulunduğu yeri yabancı algılaması, dikkat bozukluğu, halüsinasyonlar, uyku bozukluğu ve huzursuzluk hali de deliryum belirtileri olarak gösterilir.
Deliryumun belirtilerini aşağıda yer alan şu karakteristik özellikler oluşturur:
- Ani zihinsel değişimle birlikte yaşanan kafa karışıklığı
- Bilinç bulanıklığı
- Kişinin yakın çevresini tanımaması
- Bulunduğu yeri yabancı algılaması
- Halüsinasyonlar
- Düşünme veya hatırlamakta zorluk çekmek
- Dikkat bozukluğu
- Uyku problemleri
- Huzursuzluk hali veya kaygılı davranışlar
- Duygusal dalgalanmalar
Bu karakteristik belirtiler gün içinde değişkenlik gösterip, daha iyi ya da daha kötü şekilde seyredebilir. Deliryumda yaşanan bu belirtiler, sıklıkla altta yatan tıbbi rahatsızlık durumunun başlaması ile beraber aniden (akut) gelişir ve çoğunlukla 7-10 gün sonra ortadan kalkar.
Deliryum Türleri Nelerdir?
Deliryumun 3 farklı türü bulunmaktadır:
- Hipoaktif deliryum: Bilinç durumunun uykuya meyilli olduğu, hastanın etrafa karşı kayıtsız ve ilgisiz göründüğü, hareketsizlik veya azalmış motor aktivitenin olduğu deliryum türüdür.
- Hiperaktif deliryum: Muhtemelen en kolay tanınan tiptir. Hastanın yatağında duramadığı, hareketliliğinde artış olduğu, bunaltı sıkıntı içinde gözlendiği, ajitasyon, hızlı ruh hali değişiklikleri veya halüsinasyonların görüldüğü deliryum tablosudur.
- Karma deliryum: Hipoaktif ve hiperaktif deliryum belirtilerinin bir arada görüldüğü ve yer değiştirdiği deliryum tablosudur. Kişi hızlı bir şekilde hiperaktif durumdan hipoaktif duruma geçebilir. Toplumda hipoaktif ve karma deliryum daha sık gözlenir.
Deliryuma Neden Olan Hastalıklar Nelerdir?
Deliryuma neden olan hastalıklar 3 farklı grupta incelenebilir.
1- Doğrudan beyinle ilgili nedenler
- Beyin damar hastalıkları: Kanama, inme, geçici iskemik inme
- Kafaiçi enfeksiyonlar: Menenjit, ensefalit, tüberküloz, HIV
- Kafa travmaları
- Epilepsi
- Kafa içinde yer alan tümör, abse gibi durumlar
2- Sistemik nedenler
- Enfeksiyon: Pnömoni, idrar yolu enfeksiyonu, sepsis, tifo, sıtma
- Metabolik hastalıklar: Karaciğer hastalıkları, üremi, elektrolit bozuklukları, kanserin uzak etkisi
- Endokrinolojik nedenler: Kan şekeri yüksekliği veya düşüklüğü, hipertiroidi krizi, adrenal yetmezlik, hipofiz yetmezliği
- Kalp hastalıkları: Kalp yetmezliği, kalp krizi, kalp cerrahisi
- Akciğer hastalıkları: Kronik obstruktif akciğer hastalığı, akciğer yetmezliği
- Kan hastalıkları: Ağır kansızlık, lösemi, kan hücre bozuklukları
- Ameliyat sonrası: Özellikle ortopedik, kalp damar ve organ nakli ameliyatları
3- Toksik nedenler
- Alkol, kokain, PCP, eroin, esrar, amfetamin türevleri, LSD, MDMA
- İlaçlar: Ağrı kesiciler, antibiyotikler, antiviraller, anti-mantar ilaçlar, anestezi ilaçları, antikolinerjik ilaçlar, opioidler, benzodiyazepinler
- Ağır metal ve zehirler: Kurşun, arsenik, mangan, cıva, alimunyum, karbonmonoksit zehirlenmesi
- Bağımlılık yapan maddelerden kesilme: Alkol, afyon ve türevleri, benzodiyazepinler
Deliryum Nasıl Teşhis Edilir?
Deliryumun teşhisini direkt sağlayabilecek herhangi bir kan tahlili veya görüntüleme yöntemi bulunmamaktadır. Deliryumun tanısı öncelikli olarak doktorun fizik muayene ve ruhsal durum muayenesi sonucunda, ani başlangıçlı zihin değişikliklerinin tespit edilmesi ve altta yatan diğer tıbbi hastalıkların varlığının ortaya çıkarılması ile konulmaktadır. Altta yatan diğer tıbbi durumlar için tetkik ve görüntüleme yöntemlerinden faydalanılabilir.
Deliryum teşhis sürecinin temel taşı, hastanın tıbbi geçmişinin ve belirtilerinin titizlikle değerlendirilmesidir. Tıbbi bir tanı aracı olmaktan ziyade, bir sendromu tanımlayan deliryum, klinik gözlem ve bilişsel işlevlerdeki akut değişimlerin belirlenmesiyle saptanır. Hekim, özellikle hastanın bir yakını veya bakım vereninden, belirtilerin ne zaman başladığı, gün içinde dalgalanıp dalgalanmadığı ve hastanın önceki bilişsel durumuna göre ne kadar farklı olduğu gibi kritik bilgileri alır.
Bu değerlendirme sırasında, dikkat dağınıklığı, çevresel farkındalığın azalması ve düşünce süreçlerindeki bozulma gibi deliryumun temel bileşenlerini ölçmek amacıyla kısa bilişsel tarama araçları kullanılabilir. Örneğin, Konfüzyon Değerlendirme Yöntemi (CAM - Confusion Assessment Method), deliryum tanısı için en yaygın ve güvenilir araçlardan biridir. CAM, akut başlangıç ve dalgalı seyir, dikkat bozukluğu, düzensiz düşünce yapısı ve değişmiş bilinç düzeyi kriterlerinden belirli kombinasyonların varlığını sorgular.
Tanı konulduktan sonraki ikinci ve en kritik adım, deliryuma yol açan altta yatan nedenin ortaya çıkarılmasıdır. Bu aşamada, hastanın genel tıbbi durumunu değerlendirmek için kapsamlı laboratuvar testleri, idrar tahlili, EKG ve bazen beyin görüntüleme yöntemleri (BT veya MR) gibi ek tetkikler kullanılır. Amaç, deliryum tablosunun arkasındaki enfeksiyon, metabolik bozukluk, ilaç zehirlenmesi/yoksunluğu veya oksijen yetersizliği gibi geri dönüşümlü nedenleri saptayarak etkili tedaviye bir an önce başlamaktır.
Deliryum ile Demans (Bunama) Arasındaki Farklar Nelerdir?
Deliryum, unutkanlık ile karakterize bir hastalık olan demans ile karıştırılabilir. Demans ve deliryumu ayırt etmek özellikle zor olabilir ve bir kişide her ikisi de görülebilir. Aslında deliryum, demansı olan kişilerde sıklıkla görülür. Ancak deliryum ataklarının olması her zaman bir kişide bunama olduğu anlamına gelmez. Sonuçlar yanıltıcı olabileceğinden, deliryum epizodu sırasında bunama değerlendirmesi yapılmamalıdır.
Demans, kademeli işlev bozukluğu ve beyin hücrelerinin kaybı nedeniyle hafızanın ve diğer düşünme becerilerinin ilerleyici düşüşüdür. Demansın en yaygın nedeni ise Alzheimer hastalığıdır. Demans ve deliryumu birbirinden ayıran noktalar şu şekildedir.
- Demans kendi başına bir nörolojik hastalıktır. Deliryum ise tıbbi hastalıkların sebep olduğu klinik bir tablodur.
- Deliryumda zihin değişiklikleri ani başlangıçlıdır. Demansta ise yavaş ve sinsi başlangıçlıdır.
- Deliryum belirtileri sıklıkla altta yatan sebebin tedavi edilmesi ile birlikte iki hafta içinde ortadan kalkar, demansın belirtileri ise daha süreğen bir seyir izler.
- Deliryumda bilinç değişikliği yer, zaman ve kişiyi bilme ve dikkatte bozulma ön planda olurken, bu belirtiler demansta hastalığın ileri evrelerinde ortaya çıkmaktadır.
- Odaklanma veya dikkati sürdürme yeteneği ile bilinç durumu, deliryumda önemli ölçüde bozulur. Demansın erken evrelerindeki bir kişide genellikle bilinç değişikliği görülmez.
- Deliryum semptomlarının görünümü gün boyunca önemli ölçüde ve sıklıkla dalgalanabilir. Demanslı insanlar günün daha iyi ve daha kötü zamanlarına sahipken, hafıza ve düşünme becerileri gün boyunca oldukça sabit bir seviyede kalır.
Deliryum Tedavisi Nasıl Yapılır?
Deliryuma özgü bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Deliryumda görülen belirtiler altta yatan sebebin tedavi edilmesi ile ortadan kalkar. Örneğin deliryum belirtilerinin oluşmasına sebep olabilecek bir idrar yolu enfeksiyonu var ise bu enfeksiyonunun tedavi edilmesi ile deliryum belirtileri ortadan kalkar. Nadiren yoğun bunaltı, yatakta duramama, hareketlilik belirtileri için yatıştırıcı ilaçlar kullanılabilir.
Deliryum tedavisinin temel felsefesi, semptomları değil, altta yatan nedeni ortadan kaldırmaya odaklanmaktır. Bu nedenle, tedavi stratejisi, teşhis aşamasında belirlenen tetikleyici faktöre göre şekillenir. Eğer sebep bir enfeksiyon ise uygun antibiyotik tedavisi, dehidrasyon ise damar yoluyla sıvı takviyesi, bir ilacın yan etkisi ise ilacın dozunun ayarlanması veya kesilmesi, cerrahi sonrası ağrı ise etkili ağrı yönetimi uygulanır. Altta yatan tıbbi durumun düzelmesi, genellikle deliryum tablosunun da kısa süre içinde gerilemesini sağlar.
Farmakolojik olmayan yaklaşımlar, deliryum yönetiminde merkezi bir rol oynar. Hastanın güvenliğini ve oryantasyonunu sağlamak için çevresel düzenlemeler büyük önem taşır. Bu düzenlemeler; hastanın odasında saat, takvim ve kişisel eşyaların bulundurulması, yeterli doğal ışık sağlanması, gece-gündüz döngüsünün korunması ve sık sık sakinleştirici bir ses tonuyla hastaya nerede olduğu ve ne olduğu hatırlatılarak yöneliminin desteklenmesini içerir. Ayrıca, hastanın yeterli beslenme ve hidrasyonu, hareketliliğinin teşvik edilmesi ve duyusal eksikliklerin giderilmesi deliryumun etkilerini azaltmada kritik öneme sahiptir.
İlaç tedavisine ise yalnızca hastanın kendisine veya çevresine zarar verme riski taşıyan şiddetli ajitasyon, saldırganlık veya yoğun halüsinasyon durumlarında başvurulur. Bu durumda bile, kullanılan yatıştırıcı ilaçlar, semptomları kontrol altına almak ve temel tedaviye odaklanma fırsatı yaratmak amacıyla mümkün olan en kısa süre için ve en düşük dozda verilir. Amaç, hastayı uyutmak değil, ajitasyonu ve huzursuzluğu azaltarak hastanın iş birliğini sağlamaktır. Deliryum tedavisinin başarısı, bu farmakolojik ve non-farmakolojik stratejilerin uyumlu bir şekilde uygulanmasına bağlıdır.
Deliryum ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular
Deliryum hastalığı olan kişi ne kadar yaşar?
Deliryum, kendi başına yaşam süresini belirleyen bir kronik hastalık değil, altta yatan ciddi bir tıbbi sorunun beyindeki akut etkisini gösteren bir sendromdur.
- Yaşam Süresi Altta Yatan Nedene Bağlıdır: Bir deliryum hastasının ne kadar yaşayacağı, doğrudan deliryumun tetikleyicisi olan temel hastalığın ciddiyetine ve tedavi edilebilirliğine bağlıdır.
- Artmış Ölüm Riski: Klinik olarak deliryum, hastanede yatan kişilerde (özellikle yaşlılar ve yoğun bakım hastalarında) ölüm riskini %10 ila %30 oranında artıran bağımsız bir faktör olarak kabul edilir.
- Geri Dönüşümlülük: Altta yatan neden hızla tedavi edilirse, deliryum genellikle birkaç gün veya hafta içinde tamamen düzelir ve kalıcı hasar bırakmaz. Geciken veya başarısız tedavi ise riskleri artırır.
Deliryum tremens (DT) nedir?
Deliryum tremens (DT), bir genel deliryum türü olmakla birlikte, özellikle alkol kullanım bozukluğu olan bireylerde, uzun süreli ve yoğun alkol tüketiminin aniden kesilmesi (yoksunluğu) sonucu ortaya çıkan, hayatı tehdit eden en şiddetli nöropsikiyatrik sendromdur.
Deliryumu tetikleyen ilaç türleri hangileridir?
Birkaç ilaç veya ilaç kombinasyonu, bazı türleri de dahil olmak üzere deliryumu tetikleyebilir. Bunlar; ağrı ilaçları, antibiyotikler, antiviraller, antimantar ilaçlar, uyku ilaçları, anksiyete ve depresyon gibi duygudurum bozuklukları için ilaçlar, alerji ilaçları (antihistaminikler), astım ilaçları, kortikosteroid adı verilen steroid ilaçlar, parkinson hastalığı ilaçları, spazmları veya konvülsiyonları tedavi etmek için kullanılan ilaçlar.
Deliryum en çok hangi yaş grubunda görülür?
Deliryum, 65 yaş üzerindeki kişilerde daha sık görülür. Yaş ilerledikçe görülme riski artar.
Deliryum tremens kimlerde görülür?
Alkol kullanım bozukluğu olan ya da yoğun alkol içiciliği olan kimselerde görülür.
Deliryum bitkisel tedavi yöntemleri ile geçer mi?
Deliryum, bu duruma sebep olan hastalığın tespit edilip iyileşmesi ile tedavi edilir. Deliryum belirtilerini düzelten bitkisel bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Hatta deliryum için riskli gruplarda kullanılan bazı bitkisel ilaçlar, deliryuma sebep olabilir.
Deliryum hastalarına nasıl davranılmalıdır?
Hasta yakınları ve sağlık çalışanları deliryum semptomları gösteren kişilere şu şekilde yaklaşmalıdır:
- Deliryum hastalarının uyku- uyanıklık döngüsüne dikkat edilmelidir. Hastaların gece uyuması ve gündüz uyanık kalması sağlanmalıdır.
- Hastalara sık sık bulunduğu yer, gün, tarih ve saat ile yanında bulunan kişilerin kim olduğu hatırlatılmalıdır.
- Hastanın yatağının başına takvim ve saat konulmalıdır. Bu durum zihin karışıklığının azalmasını sağlar.
- Hastanın yanında televizyon, radyo gibi ışık ve ses kaynakları sürekli açık olmamalıdır. Bu kaynaklar belli süreler çerçevesinde kullanılmalıdır.
- Hastanın yatağı mümkünse dış ortamı ve pencereyi görecek şekilde düzenlenmelidir.
- Eğer işitme kaybı, görme bozukluğu gibi algı kusurları varsa, hastanın gözlüğünü ya da işitme cihazını takması teşvik edilmelidir.
Deliryum kalıcı mıdır?
Deliryum genel olarak kalıcı değildir. Altta yatan hastalığın düzelmesi ile belirtiler de ortadan kalkar. Ancak yüzde 3-8 oranında deliryum belirtileri kalıcı olabilir.
Deliryum tedavi süresi ne kadardır?
Deliryum belirtileri genellikle iki hafta içinde kaybolur. Bu süreçte başlanan yatıştırıcı ilaçlar da iki-üç hafta süre ile kullanılır.
Cinsiyet deliryum rahatsızlığında belirleyici bir etken midir?
Cinsiyetin deliryumda bir belirleyiciliği bulunmamaktadır.
Deliryum genetik midir?
Deliryum genetik bir rahatsızlık değildir.
Deliryum geçiren hastalarda sonraki tedavi süreci nasıl ilerler?
Deliryum geçiren hastalarda iyileşme süreci ve hastanede kalış süreci uzayabilmektedir. Altta yatan hastalığın şiddetlenme ihtimali artmaktadır. Öncelikle altta yatan hastalığın hızlıca tedavi edilerek tekrarlamasının önlenmesi önemlidir. Örneğin idrar yolları enfeksiyonuna bağlı gelişen deliryumun ilerde tekrarlamaması için idrar yolları enfeksiyonu olmamak için önlemler alınmalıdır.
Deliryumu önlemek için neler yapılabilir?
Deliryumu önlemeye yönelik en başarılı yaklaşım, bu durumu tetikleyebilecek risk faktörlerini hedeflemektir. Hastane ortamları özel bir zorluk arz eder. Sık oda değişiklikleri, invaziv prosedürler, yüksek sesler, yetersiz aydınlatma ve doğal ışık ve uyku eksikliği kafa karışıklığını daha da kötüleştirebilir.
Yapılan çalışmalar iyi uyku alışkanlıklarını teşvik etmek, kişinin sakin ve iyi yönlendirilmiş kalmasına yardımcı olmak ve tıbbi sorunları veya diğer komplikasyonları önlemeye yardımcı olmak gibi belirli stratejilerin deliryumun şiddetini önlemeye veya azaltmaya yardımcı olabileceğini göstermektedir.
Bununla birlikte hastanın başına takvim ve saat konulması, ışık ve ses gibi uyaranların azaltılması, hasta yatağının güneşi görecek şekilde düzenlenmesi, hastanın gece uykularına dikkat edilmesi, tedavi ekibinin ve hastaya bakım veren kişinin hastaya günü, tarihi ve yeri sürekli hatırlatması deliryumu önleyebilecek önlemler arasında yer almaktadır.
Deliryum beyinde kalıcı hasara sebep olur mu?
Deliryum sıklıkla kalıcı bir hasara sebep olmaz. Ancak beraberinde demans gibi bir nörolojik hastalığın varlığında durumu daha şiddetlendirebilir.
Deliryum hastalarında ölüm oranları nelerdir?
Hastanede yatan hastalarda deliryum belirtilerinin ortaya çıkması, ölüm riskini yüzde 10-30 oranında artırmaktadır.
Deliryum çocuklarda görülür mü?
Deliryumun çocuklarda görülme ihtimali çok düşüktür.
Deliryumun karıştırıldığı başka hastalıklar var mıdır?
Deliryum en çok demans ile karıştırılmaktadır. Ancak bu durum iyi bir fizik muayene, nörolojik muayene ve ruhsal durum muayenesi ile kolaylıkla ayırt edilebilmektedir.
Güncelleme Tarihi : 11 Haziran 2026
Yayınlanma Tarihi: 3 Mayıs 2024
*Bu içeriğin geliştirilmesine Memorial Tıbbi Yayın Kurulu katkı sağlamıştır. Sitede yer alan tüm içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Şikayetinizle ilgili değerlendirme, tanı ve tedavi için mutlaka bir doktora başvurunuz."