Lösemi Belirtileri ve Tedavisi

Lösemi Belirtileri ve Tedavisi

 

Kan kanserlerinin önemli bir grubunu oluşturan lösemi hakkında Memorial Sağlık Grubu Hematoloji Bölümü Uzmanları bilgi verdi.

Lösemi Nedir?

Toplumda kan kanserinin türlerinden biri olarak bilinen lösemi, kemik iliğinden kaynağını alan ve kan üreten kök hücrelerinden birinin, çeşitli etkenlerin bir araya gelmesi ile gelişiminin bir basamağında duraklaması ve kontrolsüz aşırı çoğalmaya başlamasıdır. Lösemi öncelikle kemik iliğini, sonrasında da tüm organları ele geçirir. Vücudun kan üretim sistemi olan kemik iliği ve lenfatik sistemi etkileyen lösemi,  tedavi edilmezse ilerleyici seyir gösteren kötü huylu kanserlerdendir. Lösemi; olgunlaşmış akyuvarların kontrolsüz artışına bağlı oluşursa kronik ve yavaş seyirlidir. Olgunlaşmamış akyuvarların kontrolsüz artışına bağlı gelişenler ise akut yani hızlı seyirli olarak tanımlanır. Hızlı seyirli olan kan kanserleri sıklıkla ani başlangıç gösterip özellikle 1-2 ay içerisinde klinik bulgu ve belirti verir. Bu nedenle kısa sürede tanı konulmalı ve en kısa sürede tedaviye başlanmalıdır.

Löseminin tam olarak nedeni bilinmese de özellikle radyasyon, benzen gibi kimyasallara ve tarım ilaçlarına maruz kalmanın lösemi riskini artırdığı bilinmektedir. Kan kanserlerinin en bilinenlerinden biri olan lösemi, hedefe yönelik akıllı ilaçların yanı sıra hastaya özel kök hücre nakil seçenekleri sayesinde başarıyla tedavi edilebilmektedir.

Lösemi Çeşitleri Nelerdir?

Lösemi akut (aniden ortaya çıkan, hızlı ilerleyen) ve kronik (yavaş seyirli, müzmin) olarak iki grupta değerlendirilir. Akut lösemiler de akut lenfoblastik lösemi (ALL) ve akut miyeloblastik lösemi (AML) olmak üzere ikiye ayrılır. Kronik lösemiler de Kronik Lenfositik Lösemi (KLL) ve Kronik Miyeloid Lösemi (KML) olmak üzere alt gruplara ayrılmaktadır.

Lösemi çeşitleri arasında akut lösemiler son derece agresif ve hızla ilerleyen bir hastalık türüdür. Akut lösemi zamanında tanı konulup tedaviye başlanmazsa, günler veya haftalar içinde hastanın kaybedilmesine neden olabilir. Kronik lösemi ise çok yavaş seyirde uzun süre sessizce kalabilir ve yıllar içinde ilerleme gösterebilir.

Akut Lösemi Nedir?

Kan kanserleri içerisinde akut löseminin görülme oranı % 15-20 ‘dir. Akut lösemi, çocuklarda en çok görülen kanser tipi olup, çok hızlı ilerler. Her yaşta görülebilen akut löseminin ilerleyen yaşlarda görülme oranı da artar. Belirti ve bulgularıyla kendini çok kısa sürede belli eden akut lösemi kemik iliğinde bulunan ve kan hücrelerinin üretiminden sorumlu olan kök hücrelerin kanserleşerek kontrolsüz ve hızla çoğalması sonucu oluşur. Akut lösemide kanser hücreleri çok hızlı şekilde önce kemik iliğine ardından da tüm vücuda yayılır. Akut lösemi hastalarında lökosit adı verilen beyaz kan hücreleri yapılamadığından sık sık ağır enfeksiyon durumları görülebilir. Kan pıhtılaşmasından sorumlu olan trombosit hücreleri de üretilemediği için cilt kanamaları, mide bağırsak sisteminden olan kanamalar ya da hayati organlarda ciddi seyirli kanamalarla karşılaşılabilir. Akut lösemide en büyük belirti olan kansızlık, hastaların en kolay fark ettiği belirtilerden biridir. Ayrıca vücuttaki diğer organlara yayılma gösterdiğinden herhangi bir organda oluşan bozukluk olarak da karşımıza çıkabilir.

Akut lösemi kendi içerisinde birçok alt tipe sahip akut miyeloblastik lösemi (AML) ve akut lenfoblastik lösemi (ALL) olarak iki ana gruba ayrılır. Her biri çok hızlı ilerleyen bu tümör tiplerine karşı erken tanı, tiplendirme ve hızlıca tedaviye başlamak çok önemlidir. Belirtiler görüldüğünde uzman onkoloji merkezlerinde uzman doktorlar tarafından tanı koyulup, kişiye uygun tedavi yapılması planlanmalıdır.

Kronik Lösemi Nedir?

Kronik lösemi ise akut lösemiye göre daha yavaş ilerleyen lösemi türüdür. Ancak kronik lösemi daha iyi sonuç verir. Olgun hücrelerin yapması gereken görevleri yerine getirmemesi ve anormal çoğalması ile ortaya çıkan kronik löseminin kronik lenfositik lösemi (KLL) ve kronik myelositer lösemi (KML) olmak üzere iki temel alt grubu bulunmaktadır.  

Lenfositik Lösemi (KLL)

Lenfositik Lösemi(KLL), olgunlaşmış normal lenfositlere benzeyen ve enfeksiyonlara karşı vücudu koruyan, fakat işlevlerini yerine getiremeyen lösemik hücrelerin kemik iliğinde çoğalması ile ortaya çıkar. KLL hücreleri, kemik iliği, lenf nodları ve kana yerleşir, bunun neticesinde de lenf düğümleri şişer ve dalak büyür. Daha çok 60-70 yaş aralığında görülen KLL, tüm lösemilerin %30’nu oluşturur. Hastalık çok yavaş ilerlediği için hastalar tanı konulmadan uzun süre yaşayabilir. Tanı sonrasında ise bazı hastalarda KLL problem yaratmadığı sürece tedaviye gerek duyulmaz. KLL tanısı hastalığa özel olan genetik bir değişikliğin özel yöntemlerle tespit edilmesi ile konulur. Geçmişte kemoterapi ve kemik iliği nakli ile oldukça zor tedavi edilen bu hastalık günümüzde çok basit şekilde tedavi edilebilmektedir.

Lösemi Nedenleri

Löseminin kesin olarak nedeni bilinmese de bilim adamları viral, genetik, çevresel veya immünolojik faktörlerin rol aldığını düşünmektedir. Bunlardan bazıları şunlardır;

  • Yüksek düzeyde radyasyona maruz kalma
  • Benzen ve formaldehit gibi sanayide kullanılan kimyasallara maruz kalma
  • Kemoterapi ilaçlarının bir kısmı
  • Bazı genetik hastalıklar (down sendromu vb.)
  • Virüsler

Ancak bu risk faktörleri löseminin çok küçük bir kısmının nedenlerini açıklar. Lösemiye yakalanan hastaların çoğunluğunda hiçbir risk faktörü gösterilememiştir.

Lösemiye yol açan diğer nedenler;

  • Tablet ve cep telefonu gibi teknolojik cihazların uzun saatler çocuklar tarafından kullanılması
  • Hava kirliliği
  • Gıda maddelerindeki katkılar
  • Kimyasal maddeler
  • Çürümüş gıdalar

Lösemi Belirtileri Nelerdir?

Lösemi belirtileri diğer kan kanserlerinde gözlenen bazı bulgularla ortak özellikler gösterebilir. Kansızlığa bağlı olarak;

  • Solukluk,
  • Halsizlik,
  • Çabuk yorulma,
  • Efor sırasında nefes darlığı gibi belirtiler gözlemlenir.

Lösemi belirtileri arasında bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle gelişen enfeksiyonlar sonucu diş etleri, burun, diş etleri ve cilt altında beklenmeyen kanamalara, morarmalar ve toplu iğne başı büyüklüğünde, basmakla solmayan kırmızı döküntülere rastlanır. Akut lösemi belirtilerinde ise bu bulgular dikkat çeker;

  • Solukluk, halsizlik,
  • İştahsızlık, kilo kaybı,
  • Gece terlemesi,
  • Uygun tedavi ile kontrol altına alınamayan, sık tekrarlayan ateş, enfeksiyonlar,
  • Kemik ağrıları,
  • Cilt altında kanama (toplu iğne başı kadar küçük kırmızı döküntüler, kolay ortaya çıkan morarmalar)
  • Burun ve diş eti kanamaları, boyun ve koltuk altı lenf bezlerinde, karında şişlik, diş etlerinde kabarma.

Lösemi belirtileri pek çok hastalığın belirtileri ile aynı seyredebilir. Vücudun tüm organlarına yayılabilen lösemi özellikle romatizmal hastalıklar, enfeksiyon hastalıkları, kanamalı hastalıklar, lenfoma, myeloma ve diğer kan kanserleri belirtileri ile benzer belirtilere sahip olabilir.

Çocuklarda Lösemi Belirtileri

Tüm çocukluk kanserleri göz önüne alındığında yaklaşık yüzde 30’unun lösemi olduğu görülmektedir. Çocukluk çağı kanserleri ve lösemi sıklıkla 2-5 yaş ya da 5-10 yaş aralığında görülmektedir. Çocuklarda löseminin çok kapsamlı klinik bulguları olsa da bazı belirtilerden şüphelenmek gerekir. Bunları şöyle sıralayabiliriz;

  • Hızlı kilo kaybı
  • İştahsızlık
  • Renkte solukluk
  • Vücutta morluklar ya da beklenmedik bezelerin uzun süre devam etmesi veya giderek Büyümesi
  • Karında şişlik
  • Eklem ağrıları
  • Uzun süre devam eden ve 5 günün üzerinde süren inatçı ateş

Yeni doğan bebekler 6-8 ay kadar anneden aldığı bağışıklık sistemini sürdürebilir. Sonrasında ise 2 yaşına kadar kendi bağışıklık sistemini kurar. Bu döneme kadar yılda 5 kez enfeksiyon geçirebilir. Viral enfeksiyonlar lösemi kanserlerini tetikleyebileceği unutulmamalıdır.

Çocuklarda löseminin nedenlerinden biri de D vitamini eksikliğidir. Erken yaşta görülen raşitizm ve buna bağlı olarak ortaya çıkan D vitamini eksikliğinin kanser üzerinde etkili olduğunu gösteren çok sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu nedenle çocukların uygun hava şartlarında ve uzmanların önerdiği saatlerde güneş görmesi çok önemlidir. Lösemide genetik faktörlerin önemi de göz ardı edilememelidir.

Lösemi Tanısı

Lösemide erken tanı çok önemlidir. Kan hücrelerinin üremesini ve fonksiyonunu etkileyen lösemi,  kemik iliğinde bulunan hücreleri olgunlaştırarak eritrosit, lökosit veya trombosite dönüştürür. Lösemide  lösemik hücreler (blastlar) kontrolsüz bir şekilde çoğalır ve normal kan hücrelerinin gelişimini baskılar. Kan üretilememesiyle ortaya çıkan enfeksiyon, kanama gibi ciddi şikayetler doğrultusunda tanı için kan ve kemik iliği dokusu örneği alınıp, incelenir. Genellikle basit bir kan sayımı ve kandaki hücrelerin mikroskop altında incelenmesi de tanı için yeterlidir. Ancak kesin tanı kemik iliği biyopsisi ile konulmaktadır.

Lösemilerin yaklaşık %95’ini akut lösemiler oluşturur. Akut lösemilerin %85’i akut lenfoblastik ve %15’i de myeloblastik lösemidir. Bunlar içerisinde akut lenfoblastik lösemilere tedavi açısından daha olumlu cevap alınır.  Çocuklarda beklenen yaşam süresi daha uzun olduğu için erişkin kanserleri ile kıyaslandığında başarı oranlarının daha yüksek olması nedeniyle erken tanı ve tedavi büyük önem taşımaktadır.

Lösemi Tanı Yöntemleri

Lösemi tanısını koyabilmek için hastanın öyküsü dinlenmeli. Muayenenin yanı sıra ileri tanı yöntemleri ile incelemelerin yapılması gerekmektedir.

Muayene:

Lösemi şüphesi olan kişiye öncelikle iyi bir fizik muayene yapılmalıdır (lenf bezlerinde şişlik, karaciğer, dalak büyüklüğü yönünden değerlendirilmelidir.)

Uygun kan incelemeleri:

Kan sayımı ve gerekli biyokimyasal incelemeler

Kemik iliği biyopsisi:

Kalça kemiğinden alınan kemik iliği incelenmelidir. Kemik iliği biyopsisi ve kemik iliği sıvısının cam üzerine yayılarak patolojik incelenmesi.

Genetik incelemeler:

Kemik iliği veya kandan alınan numunelerden lösemi hücrelerinin genetik incelemeleri

Akut Lösemi Tanısı

Akut lösemi tanısını koymak çok da zor değildir. Basit bir tam kan sayımı ile akut lösemi teşhisi konabilmektedir. Tam kan sayımında; normal kan hücre sayılarının azalması ve “blast” adını verilen kanser hücrelerinin sayısında artış olduğu saptanarak, lösemi tanısı rahatlıkla konulabilir.  Kemik iliğinden alınan biyopsi ile de kanser hücreleri tarafından kemik iliğinin tutulduğu görülebilir. Lösemi tanısında zor olan kısım ise kanser türünün tipini belirlemektir. “İmmun fenotipik” yöntemi, çeşitli sitogenetik ve moleküler testler ile farklı tiplerdeki akut lösemileri birbirinden ayırabilir.

Löseminin alt türünün belirlenmesi tedavi sürecini doğrudan ilgilendirdiği için çok önemlidir. Çünkü löseminin tüm alt tipleri için farklı tedavi yöntemleri bulunur. Eğer hastaya akut lösemi teşhisi konulduysa risk durumları saptanmaya çalışılır. Yetişkinlerde akut lösemi tanısı konulduğunda, hastaların % 70-80’ninden fazlasının yüksek risk grubuna girdiği bilinmekte. Bu da lösemi kontrol altına alınsa bile çok kısa sürede tekrarlayabilir anlamına gelmektedir.

Lösemi Tedavisi

Lösemi tedavisi birçok disiplini ilgilendirir. Tam donanımlı hastanelerde yetişkin ve çocuk hematoloji uzmanları tarafından tedavi edilir. Lösemi tedavi edilen onkoloji merkezi, kemoterapi uygulaması amacı ile iyi yetişmiş bir hemşire ekibi, 24 saat hizmet veren teşekküllü bir kan bankası, enfeksiyon hastalıkları uzmanı, gereğinde ışın tedavisi vermek açısından radyasyon onkolojisi uzmanı ve sofistike laboratuvar alt yapısı bulunması gerekmektedir.

Lösemi tedavi edilebilen bir hastalık olup, son yıllarda keşfedilen pek çok yeni yöntem ile tedavinin başarı oranı da her geçen gün artmaktadır. Yeni kemoterapötik ajanların keşfi, hedefe yönelik moleküler ilaçlar ve biyolojik ilaç tedavilerinin günlük kullanıma girmesi, gelişmiş radyoterapi cihazlarının geliştirilmesi, kemik iliği nakliyle ilişkili gelişmeler, hastaların yaşam sürelerinin uzatılmasında ve hastalığın tam olarak tedavi edilmesinde büyük aşamalar kat edilmesine sebep olmuştur.

Lösemi tedavisi için akla gelen ilk tedavi yöntemi kemoterapidir. Kemoterapi ilaçlarının tipi, dozu, uygulama yolu löseminin tipine göre farklılık gösterebilir. Yaklaşık 24 ay süren kemoterapi tedavisi dışında kemik nakli de bazı lösemi türlerinin tedavisinde akla gelen bir diğer yöntemdir.  Ülkemizde lösemi tedavisinde ulaşılan başarı oranları, gerek kemoterapi gerekse kemik iliği nakliyle dünya standartlarındadır.

Kronik miyeloid lösemiler 2000 yılından itibaren büyük oranda tedavi edilebilmektedir. Hastalık iyi tanındığından mekanizmayı bozan ilaçlar kullanılmaktadır. Hedefe yönelik tedavi adı verilen bu tedavi ile kemik iliğinde sürekli çoğalan miyeloid kökenli hücrelerin olgunlaşmadan ya da olgunlaşarak kana karışmasını engellemektedir.  İlaçlarla kontrol altına alınamayan hastalarda ise en etkin tedavi yöntemi “allojenik kök hücre nakli”dir. Kök hücre nakli,  doku uyumlu kardeş, yakın akraba veya akraba dışı gönüllü bağışçıdan alınan kök hücreler yardımı ile yapılmaktadır. Yavaş seyreden lösemi türü olan kronik lenfositik lösemiler (KLL) için erken evrelerde sadece destek amaçlı tedaviler verilir. İleri evrelerde veya yüksek riskli hastalarda ilaçlar veya hedefe yönelik antikorlar (immünoterapi) uygulanabilir. Kronik lenfositik lösemi, ileri yaş hastalığı olmasına rağmen 50 yaş öncesinde de görülebilmektedir. Yüksek riskli bu hastalarda da allojenik kök hücre nakli tedavi seçeneklerinden biridir.

Lösemide Kök Hücre Nakli Nasıl Yapılır?

Lösemi tedavisinde ilaç tedavisi ile erken dönemde hastalığı kontrol altına alınanlarda, hastalığın tekrarlama riski yüksekse, kök hücre nakli tercih edilir. Kök hücre nakli; kişinin kendisinden (otolog) veya doku uyumlu kardeş, diğer yakın akraba veya akraba dışı gönüllü bağışçılardan alınan kök hücrelerle (allojenik) yapılmaktadır. Kök hücre nakli için kök hücreler, vericiye anestezi uygulayarak kalça kemiğinden veya kök hücreleri uyarıcı ilaçlar kullanıldıktan sonra özel cihazlarla damardan çekilerek toplanır. Kök hücre nakli öncesi hastaya yüksek dozda ilaç ve/veya ışın (radyoterapi) tedavisi uygulanır. Bu aşamanın amacı hastanın vücudunda kalma ihtimali olan kanser hücrelerini yok etmek ve hastanın kemik iliğindeki hücreleri boşaltmaktır. Sonrasında nakil gerçekleştirilir. Uygun kök hücre vericisi bulunamayan hastalarda “otolog nakil” yapılabilir, ancak asıl etkili tedavi allojenik kök hücre naklidir. Nakil sonrası hastaların ciddi problemlerle karşılaşmaması için uzun yıllar takip edilmeleri gerekebilir.

Son dönemlerde uygun kök hücre vericisi bulunamayan ve yüksek tekrarlama riskine sahip hastalara kısmen uygun (%50-80 uyumlu) akrabalardan, “haploidentik” olarak isimlendirilen kök hücre nakli de yapılabilmektedir. Haploidentik nakil ile hastalığın riskine bağlı olarak hastaların yaklaşık yarısında bir yıldan daha uzun süreli hastalık kontrolü ve yaşam sağlanabilmektedir. Ancak bu gruptaki hastaların doku uyumsuzluğu sonucu bağışıklık sistemleri baskılandığında, tam donanımlı ve deneyimli merkezlerde sıkı takibinin yapılması gerekmektedir.

Kök Hücre Nakli Kimlere Yapılmalı?

Kök hücre nakli yapılırken bazı noktalara dikkat etmek gerekir.  Hastanın yaşı, ilave sağlık sorunu olup olmadığı, hastanın orta ve yüksek riskli grupta mı yer aldığına ilişkin kriterler göz önüne alınarak gerekli değerlendirme yapılmaktadır.  Bazı hastalar tedaviye daha geç cevap vermekte ya da hastalıkları daha çabuk tekrarlamaktadır. Bu tip hastalarda, hastalığın tekrarlama riski bazı gen değişikliklerinin varlığı ile belirlenebilir. Gen değişikliklerinin incelenmesi sonucunda yüksek riskli olarak adlandırılan grupta yer alan hastalara (yaşı gençse ve ilave hastalığı yoksa) allojenik nakil yapılmalıdır. Tekrarlama riski düşük olan hastalarda; kök hücre nakli, yan etkilerin fazla olması ve bazen yaşamı tehdit eden yan etkiler gelişmesi nedeniyle ilk aşamada önerilmez. Ancak hastalığın tekrarlaması halinde kök hücre nakli uygulanır. Başlangıç tedavisi ile cevap alınamayan kan kanserlerinde ise allojenik nakil bir tedavi seçeneği olarak uygulanabilir.

Akut Lösemi Tedavisi

Akut kan kanserlerinin tedavisinde ilk aşama kimyasal tedavi tedavisidir. Tedavi hastalığın türüne göre iki veya üç aşamada uygulanır. Tedavinin başlangıcında kanser hücrelerinin sayısının azaltılması, normal hücrelerin sayısının artırılması ve hastalığın belirtilerinin yok edilmesi hedeflenir. Bu en önemli aşamadır.  Bu aşama başarıyla tamamlansa bile hastaların büyük bir kısmında kanser hücreleri tekrar çoğalmaya başlayabilir ve hastalık tekrarlar. Kontrol sağlandıktan sonra hastalığın tekrarlamasını önlemek amacıyla pekiştirme olarak isimlendirilen tedaviler uygulanır. Pekiştirme tedavisi yine kemoterapötik ilaçlar veya kök hücre nakli ile yapılır. Ayrıca akut lenfoblastik lösemili (ALL) hastaların tedavisinde, hastalığın tekrarını önlemek için 2-3 yıl sürebilen idame tedavi dönemi vardır. Bu aşamalarda hastaların mutlaka yakın takibi gerekir. Hasta takibi tam donanımlı kliniklerde ve steril odalarda uzman bir ekip tarafından yapılmalıdır. 

Akut Lösemi Tekrarlar Mı?

Akut lösemi bazı durumlarda tekrarlayabilir. Akut lösemi tedavisinde verilen yüksek doz kemoterapi ile hastalık baskı altına alınır. Ancak hastaların büyük bir bölümünde yüksek risk grubuna girdiği için genellikle ilk bir yıl içerisinde lösemi tekrarlayabilir. Lösemide tekrarı önleyebilmek için de kök hücreler ile allojenik kemik iliği nakli yapılması önerilir. Öncelikle hastanın kardeşleri değerlendirilir ve uyumlu iseler kök hücreleri nakledilir. Uyumlu kardeş bulunamaz ise kemik iliği bankalarına başvurulur ve verici araştırılır. Allojenik kök hücre naklinin amacı hastalığın ilerde tekrar etme riskini düşürmektir. Günümüzde tam uyumlu kök hücre vericisi bulunamasa da uyumlu nakiller yapılmaktadır. Ayrıca ileri yaştaki hastalar için düşük doz ilaçların kullanıldığı mini nakiller yapılıp, kök hücre nakli şansı tanınabilmektedir.

Kronik Lösemi Tedavisi

KLL Tedavisi Nasıl Yapılır?

KLL tanısı konulan her hastaya hemen tedavi başlamak gerekli olmayabilir. Çünkü KLL hastalarının çoğu uzun yıllar tedaviye ihtiyaç duymaz. Kalan kısımda ise hastalık birkaç yıl ilerleyici özellik göstermekte ve tedavi ihtiyacı doğmaktadır. Tedaviye başlarken hastalığın ilerleyici, çeşitli bulgulara göstermesi ve organ etkilenmesinin olmaması önemli kriterlerdir. Hastalık belirtileri tedavinin de önemli bir etkisi olmamaktadır. Bazı özel laboratuvar değerlendirmeleri ile hastalığın risk faktörleri belirlenir ve kişiye özel tedavi planlanır.  Kronik lösemi tedavisinde amaç hastalığı baskı altına alıp hastaya zarar vermesini engellemektir.  Kemoterapi dışında akıllı ilaçlar ile sadece kanser hücreleri hedef alındığı için günümüzde sıklıkla tercih edilmektedir. Akıllı ilaçlar sağlıklı hücreleri çok az etkiledikleri için kemoterapi tedavisine göre yan etkileri çok daha azdır. İleri yaşta daha çok görülen KLL için akıllı ilaçlar çok daha faydalı olmaktadır.

KML nasıl tedavi edilir?

Kronik löseminin en çok görülen ikinci türü olan KML tedavisinde 2000’li yılların başında çığır açacak gelişmeler yaşanmıştır. KLM hastalarında lösemiye kök hücrelerde sonradan ortaya çıkan BCR/ABL mutasyonu adı verilen genetik bir değişiklik neden olmaktadır. Bu değişikliğin saptanabilmesi KML tanısını çok basitleştirmiş hem de bu bozulmuş olan sisteme karşı ilaç geliştirilmesini sağlamıştır. Bununla beraber trozin kinaz inhibitörlerinin (TKI) kullanılması da hastalığa karşı geliştirilen etkili bir tedavi yöntemi olmuştur.  Günümüzde ağız yoluyla aldıkları TKI kullanımı sayesinde KML hastalarının çoğu normal yaşam sürelerine yakın bir ömür sürebilmektedir.

Lösemi İle İlgili Bilmeniz Gerekenler

  • Lösemi kadınlara oranla erkeklerde daha sık görülür.
  • Özellikle beyaz ırkta, siyah ve sarı ırka göre daha fazla rastlanır.
  • Yetişkinlerde lösemi tanısı sıklığı, çocukların 10 katından fazladır ve yaş ilerledikçe risk de artar.
  • Çocukluk çağında lösemi 4 yaşın altında daha sıktır.
  • Bazı lösemilerde genetik yatkınlık önemlidir.
  • Down sendromu gibi genetik hastalıklarda akut lösemi türlerinin daha sık görüldüğü bilinmektedir.
  • KML oluşumunda radyasyon ve benzen gibi kimyasallara maruz kalmaktan da söz edilebilir.
  • Başka bir kanser için kemoterapi tedavisi görmüş olmak, sigara kullanmak ve bazı kan hastalıklarının varlığı da lösemi nedenleri arasında gösterilmektedir.
  • ABD’de her 4 dakikada bir 1 kişi kan kanserine yakalanmaktadır.
  • 2016 yılında sadece ABD’de yeni lösemi tanısı konan hasta sayısı 60 bindir.
  • Akut lösemi %35’lik oranı ile çocukluk çağında en sık görülen kanser türüdür.
  • Bir kadın veya erkeğe tüm yaşamı süresince lösemi tanısı konulma olasılığı % 1.5 olarak tahmin edilmektedir.
  • Günümüzde lösemi teşhisi konan hastaların 10 yıldan uzun yaşama oranı 70’li yıllara göre 4 kat artmıştır.
  • 2006-2012 yılları arasında lösemi hastalarının 5 yıllık yaşam oranı % 60 olarak saptanmıştır.
  • Lösemi teşhisi konan 10 çocuktan 8’i tamamen tedavi olabilmektedir.

  

Güncellenme Tarihi: 28 Şubat 2017Yayınlanma Tarihi: 28 Şubat 2017

Benzer Sağlık Rehberleri

CANLI DESTEK